Menü 7-24 Esenler Haber
Cihangir Öztürk

Cihangir Öztürk admin

Tarih: 13.01.2012 00:00

BEN DE ETKİLER MİYİM?

Facebook Twitter Linked-in

BEN DE ETKİLER MİYİM?

 

İnsanları tutuklamanın bir başka yolu olsa gerek; “mahkemeyi etkileme”.

 

Kardeşim siz Türk Ceza Yasasına göre belli suçlarla ilgili bilgi, belge, bulgu, doküman elde etmişsiniz ki bir insanı tutukluyorsunuz.

 

Eğer bu bilgi ve belgeleriniz yoksa neden tutukluyorsunuz?

Eğer bu belgeler elinizdeyse kimden, ne diye ve nasıl etkilenirsiniz?

 

Ama yine de bir etkilenme olacaksa savcı ve yargıçları kimler etkileyebilir?

Ben söyleyeyim: Mahkemeyi etkileyecek olan tek merci o mahkeme üyelerini, o savcıları oraya görevlendiren kurumdur. Yani ilgili bakan, başbakan ve hükümettir.

 

Bunlar nasıl etki eder diyeceksiniz?

Çok açık. Bir kere bir savcı ve yargıcın kendisini oraya atayan bakana ve dolayısıyla da hükümete bir diyet borcu vardır. Hiç kimse kendisini oraya atayan makama ters düşmek istemez.

 

Hani ERKLER ayrılığı olsaydı, Yasama, Yürütme ve Yargı birbirinden bağımsız olsaydı o mahkemenin savcısı ve yargıcının kimseye bir diyet borcu olmayacaktı. Ama sağolsun AKP bu erklerin ayrı ayrı çalışmasını, birbirlerinden bağımsız olmalarını ortadan kaldırdı.

 

Şimdi yargıçlar ve mahkemeler doğrudan adalet bakanlığının talimatnamesine göre karar veren merciler oluverdiler.

 

Yargı ancak muhalefete karşı bağımsız. Ama hükümete karşı bağımsız değil.

 

Hal böyle olunca acaba kim mahkemeyi etkileyebilir?

Başbakan mı, Anamuhalefet lideri mi?

 

Bakınız Deniz Feneri davasının iddianamesini düzenleyen savcı ve yargıçlar değiştirildi.

Ergenekon davasında “tahliye kararı” veren yargıçlar değiştirildi.

Balyoz davasında öyle.

 

Kimler etkiledi dersiniz mahkemeyi? Muhalefet mi?

 

Kılıçdaroğlu hakkında fezleke düzenleyen savcı için Sayın Başbakan “Olması gereken olmuştur” diyor.

 

Bu ne demektir? “Ne duruyordunuz şimdiye kadar, sustursanıza şunu. İşte şimdi doğrusunu yaptınız” anlamı çıkmaz mı bundan?

 

Ya şu: “İlker Başbuğ iki yıl boyunca mesai arkadaşımdı. Gönlümüz tutuksuz yargılanmasından yana. Partimizin de genel eğilimi bu yöndedir”

 

Siz savcı olsanız, yargıç olsanız sizi oraya atamış olan başbakan böyle diyorsa ne yaparsınız?

 

Yani milletin gözüne baka baka kendisi mahkeme kararı hakkında görüş beyan ediyor; bu mahkemeyi etkileme olmuyor; ama Kılıçdaroğlu benzer bir açıklama yapınca, fezlekenin düzenlenmesi için “olması gereken olmuştur” diyebiliyor.

 

Şimdi ben Başbakan’ın sözünü yazdım, acaba mahkemeyi etkiler miyim?

 

Fezleke bir açıdan iyi oldu. CHP’yi silkeledi. CHP İstanbul’da olayı miting havasında protesto etti.

 

Acaba bu olay sadece CHP’nin sorunu mudur?

 

Topyekun solun, topyekun diğer partilerin sorunu değil midir? Muhalefetin tüm kesimleri olaya kendilerine yapılmış gibi tepki vermeleri gerekmez miydi?...Nerdeeeee?…

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” düşüncesi hala ne yazık ki hakim düşünce olmaya devam ediyor. Ve işte onun için yılan da sırayla hepsini ısırmaya devam ediyor.

 

Ey benim zavallı halkım; bu olup bitenler basit olaylar değil. Bu olaylar sivilleşme falan da değil. Ortada yaşananlar sivil diktatörlüğün en belirgin örnekleridir. Yeter ki, sen gözündeki perdeyi kaldır. Bak azıcık vicdanında muhasebesini yap. Partili olarak değil, tarafsız gözle bir bak. Göreceksin. Yeter ki bak. Yeter ki siyasi düşüncenden bağımsız düşün.

 

Esen kalın.

                                                                                      12.01.2012

                                                                                   Mümtaz TEMİZ

                                                                            mumtaz.tem@hotmail.com


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —