Geçen akşam 32. gün programını seyrettim.Program konuğu,başbakan R.T.Erdoğan'dı. Programı sonuna kadar izledim, notlar aldım. Hem de Allahına kadar...
Programın sunucusu, yılların deneyimli gazetecesi "Kaşer Birand"tı. Hiç şaşırmadım, Yandaşlığı, taraflığı ve yalakalığı yine üzerindeydi. Birand Başbakan'a soru soramadığı gibi karşısında süt dökmüş kedi gibi duruyordu. Başbakan'ın geçmişte söyleyipte, programda inkar ettiği konularda Allah için, halk için bir soru soramaması, beklediğimiz sonuçtu .Bu gazeteci ağabeyimiz neredeyse kendini sorgulatan bir haberci, biat eden araştırmacı, gazeteci konumundaydı.
Bakın, Başbakan bu programda neleri inkar etti;
"Ben kimsenin geçmişiyle uğraşmadım. Geçmişle en çok uğraşan, rahmetli Bülent Ecevit'ti. Tek yol sokak, tek yol devrim diyenlere tahammül edemiyorum.Taksim meydanını işçilere biz açtık. Önce düşünür, sonra konuşurum. Nuray Mert gazetecilik yapmıyor. Duble yolları yanlış işlerde kullanıyormuşuz, bu fikir özgürlüğü müdür ? Şayet bu fikir özgürlüğü ise, benim de söylediklerim fikir özgürlüğüdür. Kürtlerin dini zerduştur diyen Apo'dur. Bunu benim kürt kardeşlerime nasıl söyler? Seçim barajını düşürmeyi bizden istemeyin, böyle bir niyetimiz yok. Bu şeçimlerde CHPliler MHPlilere,MHPliler ise CHPlilere oy istiyor.
Bunun gibi birçok söylemlerde bulunarak, geçmişte söylediklerini inkar ederek, ben böyle şeyler söylemedim diyen Başbakan'a, bu duayen gazeteci ağabeyimiz bir kelime dahi edememesi, belki birileri için süpriz olmuştur; ama benim için hiç de süpriz değildi. Herhangi bir gazetecinin, medya mensubunun bu kadar aciz duruma düşmesini görmek, bizi yürekten yaralamıştır. Bir insan taraf olabilir; ama bu kadar aleni taraf olmak gazetecilik etiğiyle hiç mi hiç bağdaşmıyor. Neden korkuyorsunuz ? Çekinceleriniz ne ? Kader tayinciliği yapmak için mi ekranları işgal ediyorsunuz ? Yazıktır, günahtır...
Sizden şunları sormanızı bekliyor ve istiyorduk; Sayın Başbakan, bırakın geçmişle uğraşmayı o kadar geriye gittiniz ki Osmanlıyla uğraştınız, Cumhuriyetle uğraştınız. İnsanların yedi sülalesini araştırdınız, İnönü'nün kemiklerini sızlattınız. Kılıçdaroğlu'nun, Bahçeli'nin soyu ile sopu ile uğraşıp durdunuz.
Siz referandumda BDP+CHP+MHP demediniz mi ? Taksim'i direnen işçiler, direne direne kazandı, bu direnişte işçileri gözyaşı ve orantısız güç kullanarak , doğduğuna pişman etmediniz mi ? Önce düşünür, sonra konuşurum diyorsunuz. Demek ki Dolmabahçe'de öğrencileri, Ankara'da tekel işçilerini bu şekilde bir kararla düşünerek, Coplattınız? Nuray Mert olayında hani sizin ileri demokrasiniz, insan hakları, özgürlüğünüz nerede ? Belediye başkanıyken söylediğiniz fikir ve düşünce eyleme geçmezse suç sayılmaz. Başbakan olduktan sonra bu kararı da değiştirmediniz mi ?
CHPliler MHPlilere, MHPliler CHPlilere oy istiyormuş, etik değilmiş. Peki bir önceki milletvekili seçiminde Saadetliler, CHP iktidara geleceğine AKP iktidara gelsin demeleri etik miydi ?
Kitap yazanlar, gazetede haber yapanlar, AKP'yi eleştirenler tarafınızdan suçlu ilan edilmedi mi ? Yasal veya anayasal değişikliklerde sizden başka kimsenin fikrine başvurdunuz mu ? "Ben ne dersem" anlayışıyla bütün halk kesimlerini yok saymadınız mı ? Bu yaptıklarınızla kendi devletinizi kurmadınız mı ? ABD'nin çıkarlarına karşı duran, AKP'nin politikalarını eleştirenler dinlemeye alınmadı mı ? Ortaya attığınız projeler de inandırıcı değil, seçim vaadidir, diye sorular sorabilirdiniz. Sizi En az bizim kadar cesaretli olmaya davet ediyoruz.
Onun için bu seçimler ülkenin geleceği için çok önemlidir. Herkesi göreve davet ediyoruz, bu davette bizden. Kendinden başkalarını yok saymakla asla demokrat olunmaz.
Bu seçimde alınan sonuçlar AKP'nin isteği doğrultusunda olursa " dananın kuyruğu o zaman kopacak..."
Bizden uyarması...
ı...
