Son günlerde gazetelerde televizyonlarda, 12 Eylül 1980’in toplum mühendisleri boy boy kendilerini gösteriyorlar. Yalan yanlış söylemleriyle halkımızı kandırmaya devam ediyorlar. Bende iyi bir televizyon seyircisiyim. Her zaman siyasi ve ekonomik tartışma programlarını seyredenlerdenim. Ama son günlerde yapılan bu söyleşilerden pek de hoşnut değilim. Kime inanalım kime güvenelim, kim doğru söylüyor kim yanlış söylüyor, anlamakta da zorlanıyorum. Anladığım tek şey var, kandırılıyoruz.
Mevsimsiz esen kavak yellerine aldanmayalım, çünkü arkasından gelecek olan mart kışını hesaplamadan bahara çıkılmaz. Hukuk Dedik, Yargı dedik uzmanı olanlar konuşamadı, konuşanlar ise dikkate alınmadı. Ekonomi ha keza öyle. Din dedik dindar dedik, en çok dinciler konuştu, yorum yaptı. İşçi, memur dedik ehli olanlar konuşamadı, konuşturulmadı. Sendikaların içi boşaltıldı, susturuldu. Bilime saygı dedik, ulemalar ne güne duruyor, onlara soracaksınız dediler. Öğrenci, Üniversite, üniversiteli dedik, çıkıp mollalar konuştu. Sağlık dedik, siz boş verin, ölen ölsün kalan sağlar bizimdir dediler. Tarım, üretici, çiftçi dedik hayvancılığı bitirerek ithal et yedirdiler. İhalelerde yolsuzluklar var dedik, ballı kaymaklısı yandaşa verilerek bakın dalganıza denildi. Terör, terörist dedik, biz hallederiz diye dalga geçildi. Şehide kelle, terörist başına sayın denildi. Habur denildi, gümrük denildi, paçavralar sallandı içimiz acıdı, biraz kızdık. Açılımdır bunun adı; Alevi, Sünni, Kürt, Türk herkes alışacak, hükümet programı dediler.
Ülkenin aydınları, yazarları, çizerleri yanlışları dile getirince darbeci oldular, Silivri ile korkutuldular. Telefonda rahat konuşabilmek bile haram oldu, rüya oldu. Demokratikleşmenin bütün yolları tıkandı. Torba yasa içinde ne var ne yok, halkın tamamının bundan haberi yok. Biraz haberdar olanlar tepkilerini koyunca ise ülkenin huzur ve güvenini bozuyorlar anlayışı ile orantısız güçle karşı karşıya kaldılar.
Tek tip insan yaratmak ileri demokrasi olarak halka dayatılıyor. Biz ne verirsek kabul edeceksiniz, biz nasıl yaşa dersek öyle yaşamak zorundasınız, karşı fikir üretmeden üretilene saygı duyacaksınız inancı topluma empoze ediliyor.
Tüm bu çarpıklıklar gazetelere, televizyonlara çıkarılan yandaş, yetiştirilmiş, eğitilmiş toplum mühendisleri tarafından ambalajlanıp halka servis ediliyor. Küresel sermayenin uzantıları olarak her şey topluma şirin gösteriliyor. İyi bir izleyici olarak gazete ve televizyonlara çıkan bu şahıslara seyredin ama aldanmayın demek ise bize düşüyor. Muhalefetin de ileride hangi gazete ve televizyon kanallarında halka mesajlarını ileteceğinin de merak ediyorum. Eğer seçime kadar, tarafsız medya kuruluşu kalırsa.
Çünkü hamsi kavağa çıkmaz!


