İlkesi Olmayanların Yeni Türkiye’si
2002’de alanlardan halka söylediklerini yerine getirmeyen AKP, buna karşılık alanlarda halka olmadık hakaretleri yaptığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Bu günlerde ise bu hakaret mekanizması hoşgörü göstererek yeni Türkiye naraları atıyor. 2023’ü hedef göstererek kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Yeni Türkiye ancak AKP’nin başımızdan gittiği gün, bu kardeş kavgası bittiği gün kurulur.
Bunlar yeni, meni bir şey kuramazlar, çünkü bunların programında, kafalarında kökten demokratik bir değişim düşüncesi olmadığı gibi hiçbir kimlik ve inanca ise saygıları olmamıştır. Demokratik düşünceleri olmayan ve reformcu olmayan bu zihniyet bazen yufka yürekli olarak Esmaya ağlıyor bu ülkenin yurttaşı, evlat’ı olan Ali İsmail’e ise gaddarlaşıyor, yürekleri taş kesiliyor. Bunlar, kursa, kursa gerici, faşist bir tüzen kurarlar. Böyle bir düzeni solcular, yurtseverleri var oldukça kuramayacaklarını da bilsinler.
Her gün birçok olumsuzluğun yaşandığı bu topraklarda, insan hayatının değersizleşerek iş cinayetlerinin yaşandığını içimiz acıyarak şahit oluyoruz. Yeni Türkiye söylemi AKP’ye inanan kitleleri elbette heyecanlandırıyor. Ancak ilkesi olmayanların enerjileri ergen bittiği gibi, konulan hedefinde devlete ve halka büyük bedeller ödeteceği her gecen gün netleşmektedir. Onun için ilkesi olmayanların hedefi olmaz.
Devletlerin anayasası olur, devlet yasalarla yönetilir. Devlet sivil toplum örgütleri gibi yönetilmez, hedefi olanların ise öncelikle yasalara uyması lazım. AKP iktidarı torba yasalarla yeni Türkiye yaratmak istiyor. Yargıyı yok ederek halkın hak arama özgürlüğünü engelleyen bu anlayış kamu otoritesinin yasalara bağlı olmasını değil kendilerine bağlı olmasını istiyor. Kamu otoritesi kamuyu soyanlardan hatta kamu görevlilerinin yaptıkları hatalardan hesap sorabilmelidir. 99 günde mecliste vekiller uykusuz geceler geçirerek çıkardıkları bu torba yasa ile kamu görevlileri görevlerini yapmadıklarında haklarında verilen savcılık soruşturmasına rağmen hesap vermedikleri gibi, yargılanamayacaklar kararında birleştiler.
Dedik ya bunların hedefi 2023 söylem ise yeni Türkiye. İcraatı inşaat sektörü olan bu iktidar, köyden göçü şehirlere teşvik ederken barınma hakkını parası olanlara haktır dercesine yükselen devasa kulelerle şehirlerin betonlaşarak yaşanmaz hale gelmesine sebep oluyor. Nüfusun ¾’ü şehirlerde, köyünden büyük umutlarla şehirlere gelenler istemeden kurulan sömürü düzeninin köleleri oluyorlar. İnsanca yaşama hakkı olmayan bu kitleler, helâlından aş, iş ve bir lokma ekmek bulabilmek için kapı kapı dolaşarak açlıklarını ve yoksulluklarını gidermek için kültürlü, birazda gaddar olan kapitalistlere “ne iş olursa yaparım” diye yalvarmaları alın derlerinin karşılığı olan emeklerinin sömürülmesinin ilk imzasıdır.
Küresel sermayenin gözü paradan başka hiçbir şeyi önemsemeyen anlayışı bu iktidarın sayesinde işçilerimizi köleleştirerek haram servet edinmeyi kendilerine hak sayıyorlar. Yeni Türkiye’de İLO sözleşmelerini imzalamayan bakan her gün iş kazalarında iki işçinin katili oluyor. Yeni Türkiye’de iş cinayetlerini sıradan bir olaymış gibi göstermeye çalışanlar ayni zamanda hukuku çiğneyerek hukuk cinayeti de işlemiş oluyorlar. Sendikal hakların önüne engeller koyarak işçilerin hak aramalarını engelliyorlar. Hak aramak için karşılarına çıkanlar ya Ergenekoncu, ya paralelci, ya da darbeci oluyorlar.
Hukuku ele geçirmekle, yargıyı kuşatmakla, iş cinayetleri işlemekle, kuleler yapmakla, emeği yüce değer kabul etmemekle yeni Türkiye olunmaz. Yine yoksulken zengin olmakla, kul hakkı yiyerek bir gecede gemiler almakla, dini siyasallaştırarak din sömürüsü yapmakla, İŞİD terörüyle, El-nusra’larla Tarık Haşim’lerle, Obama ile, Siyonistlerle tokalaşmakla yeni Türkiye olunmaz.
Biz daha iyi bir Türkiye'nin yaratılması için kardeşçe barış içinde demokrasimizin gelişeceğine inanarak mücadele etmek zorundayız.
2002’de alanlardan halka söylediklerini yerine getirmeyen AKP, buna karşılık alanlarda halka olmadık hakaretleri yaptığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Bu günlerde ise bu hakaret mekanizması hoşgörü göstererek yeni Türkiye naraları atıyor. 2023’ü hedef göstererek kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Yeni Türkiye ancak AKP’nin başımızdan gittiği gün, bu kardeş kavgası bittiği gün kurulur.
Bunlar yeni, meni bir şey kuramazlar, çünkü bunların programında, kafalarında kökten demokratik bir değişim düşüncesi olmadığı gibi hiçbir kimlik ve inanca ise saygıları olmamıştır. Demokratik düşünceleri olmayan ve reformcu olmayan bu zihniyet bazen yufka yürekli olarak Esmaya ağlıyor bu ülkenin yurttaşı, evlat’ı olan Ali İsmail’e ise gaddarlaşıyor, yürekleri taş kesiliyor. Bunlar, kursa, kursa gerici, faşist bir tüzen kurarlar. Böyle bir düzeni solcular, yurtseverleri var oldukça kuramayacaklarını da bilsinler.
Her gün birçok olumsuzluğun yaşandığı bu topraklarda, insan hayatının değersizleşerek iş cinayetlerinin yaşandığını içimiz acıyarak şahit oluyoruz. Yeni Türkiye söylemi AKP’ye inanan kitleleri elbette heyecanlandırıyor. Ancak ilkesi olmayanların enerjileri ergen bittiği gibi, konulan hedefinde devlete ve halka büyük bedeller ödeteceği her gecen gün netleşmektedir. Onun için ilkesi olmayanların hedefi olmaz.
Devletlerin anayasası olur, devlet yasalarla yönetilir. Devlet sivil toplum örgütleri gibi yönetilmez, hedefi olanların ise öncelikle yasalara uyması lazım. AKP iktidarı torba yasalarla yeni Türkiye yaratmak istiyor. Yargıyı yok ederek halkın hak arama özgürlüğünü engelleyen bu anlayış kamu otoritesinin yasalara bağlı olmasını değil kendilerine bağlı olmasını istiyor. Kamu otoritesi kamuyu soyanlardan hatta kamu görevlilerinin yaptıkları hatalardan hesap sorabilmelidir. 99 günde mecliste vekiller uykusuz geceler geçirerek çıkardıkları bu torba yasa ile kamu görevlileri görevlerini yapmadıklarında haklarında verilen savcılık soruşturmasına rağmen hesap vermedikleri gibi, yargılanamayacaklar kararında birleştiler.
Dedik ya bunların hedefi 2023 söylem ise yeni Türkiye. İcraatı inşaat sektörü olan bu iktidar, köyden göçü şehirlere teşvik ederken barınma hakkını parası olanlara haktır dercesine yükselen devasa kulelerle şehirlerin betonlaşarak yaşanmaz hale gelmesine sebep oluyor. Nüfusun ¾’ü şehirlerde, köyünden büyük umutlarla şehirlere gelenler istemeden kurulan sömürü düzeninin köleleri oluyorlar. İnsanca yaşama hakkı olmayan bu kitleler, helâlından aş, iş ve bir lokma ekmek bulabilmek için kapı kapı dolaşarak açlıklarını ve yoksulluklarını gidermek için kültürlü, birazda gaddar olan kapitalistlere “ne iş olursa yaparım” diye yalvarmaları alın derlerinin karşılığı olan emeklerinin sömürülmesinin ilk imzasıdır.
Küresel sermayenin gözü paradan başka hiçbir şeyi önemsemeyen anlayışı bu iktidarın sayesinde işçilerimizi köleleştirerek haram servet edinmeyi kendilerine hak sayıyorlar. Yeni Türkiye’de İLO sözleşmelerini imzalamayan bakan her gün iş kazalarında iki işçinin katili oluyor. Yeni Türkiye’de iş cinayetlerini sıradan bir olaymış gibi göstermeye çalışanlar ayni zamanda hukuku çiğneyerek hukuk cinayeti de işlemiş oluyorlar. Sendikal hakların önüne engeller koyarak işçilerin hak aramalarını engelliyorlar. Hak aramak için karşılarına çıkanlar ya Ergenekoncu, ya paralelci, ya da darbeci oluyorlar.
Hukuku ele geçirmekle, yargıyı kuşatmakla, iş cinayetleri işlemekle, kuleler yapmakla, emeği yüce değer kabul etmemekle yeni Türkiye olunmaz. Yine yoksulken zengin olmakla, kul hakkı yiyerek bir gecede gemiler almakla, dini siyasallaştırarak din sömürüsü yapmakla, İŞİD terörüyle, El-nusra’larla Tarık Haşim’lerle, Obama ile, Siyonistlerle tokalaşmakla yeni Türkiye olunmaz.
Biz daha iyi bir Türkiye'nin yaratılması için kardeşçe barış içinde demokrasimizin gelişeceğine inanarak mücadele etmek zorundayız.


