Son otuz yılın en az katılımı olan ve eşitlikten uzak, adaletten nasiplenmeyen yolsuzlukların üstünün örtüldüğü gayrimeşru bir seçim yaşadık. Ulus olarak elbette ki üzüntülüyüz.
Bana göre bu seçimin kazananı olmadı, kayıp edeni ise başta demokrasi, ahlak olmak üzere ülkenin geleceği, umutla beklediğimiz yarınlarımız oldu. Devletin zirvesine ise şaibe oturdu, yargıya kafa tutan, hukuku ayaklar altına alan zihniyet zirveye hâkim oldu.
Bize; siyaset yapan başta ana muhalefet olmak üzere kimse martaval anlatmaya kalkışmasın, “seçimin kazananıyız veya kârlısıyız” diye sözler söyleyerek aklımızla dalga geçmesinler. Bal gibi kaybettik. Ben siyasettin içinde olan biri olarak defalarca il başkanlığına yazdığım raporlarla durunun vahametini bildirdiğim halde önlem almayanlar hezimetin baş mimarları oldular. Çünkü“yerel seçimlerde yenilince ve altıkları mağlubiyetle tükenen, pes eden” ilçe kadroları ve yıpranan yöneticilerin çalışacak takatleri ve heyecanlarını bitmişti bir kere.
Şahsi çıkarları için örgütle küskün ve kavgalı olan yöneticiler, bırakın çalışmayı, çalışacak olanlara engeller çıkararak genel merkeze kafa tutar oldular. Adayın yanında görünmemek için efor sarf ettiler. Siyasi terbiyeden ve üsluptan mahrum olan bu idareci kadroları ayni zamanda solun evrensel ilkelerinden zerre kadar nasiplerini almamış kişilerden oluştuğu için başımıza belayı getirdiler. Bunlar halk için, halkın geleceği için siyaset yapıyor diye kimse düşünmesin. Bunlar hava atmak ve birkaç kişinin siyasi egoları için koltukları işgal edenlerdir.


