17 Aralık polis operasyonu ülke genelinde Bomba etkisi yaptığı gibi patlayan bu bombanın sesi ülke dışındaki yakın ülkelerde dahi aynı derecede hissedildi. Ajanslar ilk haber olarak verdi.
T.Cumhurriyeti Hükümetinin Dört bakan çocuğuna ve Halk bankası genel müdürüne yapılan polis operasyonu ana haber bültenlerinin ilk haberi oluyordu.
Başbakan ilk açıklamayı yaptı. " Ülkeme siyasi şekil verilmek isteniyor. Dış mihraklar Büyüyen Türkiye yi engellemek istiyor. Bu gelişen Türkiye nin önüne set çekmek için kurulmuş bir tuzaktır."
Ana muhalefet partisi ve meclisteki partilerin tümü AKP bu yolsuzluk operasyonunun altında kalacaktır şeklinde mesajlar veriyordu.
Halk adeta nefesini tutmuş merakla neler olacak diye haber bültenlerini arka arkaya takip ediyor verilen mesajlarla olayları kendince çözümlemeye çalışıyordu.
Borsa tepetakla olmuş Yabancı paralar tavan yapmaya devam ederken iş dünyası nakavt olmuş kayıpların telafisi nasıl olacak telaşı içine girmişti.
Hükümet sözcüsü ve Kabinenin diğer üyeleri çeşitli demeçlerle ortamı yumuşatmaya çalışırken merkez bankası döviz yükselişini durdurmak için merkez bankasındaki döviz rezervini piyasaya sürerek yangını söndürmeye çalışıyordu.
İş dünyası şaşkınlığını atamamış toplum güvenip oy verdiğim partinin bakanlarının çocukları nasıl bir yolsuzluk içinde sorusunu ararken Hükümet bakanların istifasını isteyen muhalefet partilerine bakanlarını yedirmeyeceğini onların arkasında olacağını ısrarla tekrarlıyordu.
Bir milletvekilinin açıklamaları ile istifası sonrası halkın ve muhalefetin baskısını kaldıramayan hükümet bakanların istifasını isterken istifa eden bakanlardan birisi başbakanında istifa etmesi gerektiğini vurguluyor du.
Sonuç ülke bu operasyonla sarsılmış iktidarı on yıldır ayakta tutan millet şaşkınlık içinde milli ekonominin kaybı 100 milyar doların üstüne çıktığı söyleniyordu.
Durum ortaya çıkmış Devlet içinde bir paralel devlet kurulmuş bu paralel devlet mevcut devlet ile savaşa tutulmuş kazanan paralel devlet olmuştu. Gerçek devlet harekete geçmiş bu operasyonu başlatan polisler derhal görev yerleri değişmiş ayrıca emniyet genel müdürlüğünün daire başkanlarının tamamına yakını operasyonun yapıldığı il İstanbul un müdürü müdür yardımcıları ve bin üzerinde polis yer değiştirilerek paralel devlete hizmetin önü kesiliyordu.
Başbakan operasyon emrini veren savcıya miting meydanlarından daha seninle işimiz var bekle diye mesaj yolluyor, Farklı bir açıklama yapan HSYK için yetkim olsa onların bu yaptığının hesabını sorarım diyordu.
Tüm bunların nedeni polisin bakan çocuklarına yaptığı operasyonla yolsuzlukların meydana çıkmasını sağlamaktan başka bir şey değildi. Ergenekon, Balyoz v.s. Operasyonlarını yürüten savcı o dönem ayakta alkışlanıyordu. Hatta muhalefet ben ergenekon’ un avukatıyım derken aynı savcıyı savunan başbakan bende ergenekon’ un savcısıyım diyerek bu savcıya arka çıkıyordu. şimdi aynı savcı iş takipçisi olarak belediye başkanından işini halletmek istemiş yapılmayınca bu operasyonu başlattı diyerek başbakan tarafından suçlanıyor.
Şimdi sormak lazım bu savcı bir dönem kahramandı şimdi ülkeye ihanet eden bir hain hangisine inanmak gerek. Hain ilan eden de mevcut hükümet, kahraman ilan eden de.
Hırsızlık yada yolsuzluk adı her ne ise bunun cezasını vermesi gereken hükümet bir gün bu savcının ferdi tuzağı, bir diğer gün paralel derin devlet, Gülen cemaatinin dershane intikamı, İsrail in İngiltere nin hatta ABD işi diye adres çarpıtma yerine hırsız hırsızdır kardeşim ayakkabı kutularına cemaat, İsrail, ABD, İngiltere paraları koymadı. Cezanızı çekin demek yerine savcılar, adalet bakanı, içişleri bakanı farklı çözüme giderek ipe un sermek gibi hareket etmişlerdir.
Bu akla hırsızın hiç mi suçu yok fıkrasını getiriyor.
MHP kendisine yapılan kaset tuzağında bu komplo yapanı biliyoruz diyerek isim vermiş ve kaset skandalına adı karışan herkesi istifa ettirttiği gibi bu ve benzeri bir skandala adının karıştığını tahmin eden varsa dahi istifa etsin demişti.
Siyasette duruş bu olsa gerek.
CHP için keza 12 Eylülden sonra CHP Deniz BAYKAL ile var oldu ve tartışmasız genel Başkandı hiçbir kongrede görevinin elinden alınması söz konusu olamayacak kadar karizmatik ve partisine sahip bir liderdi meclis dışında kaldığı bile oldu ama duruşu ve yeni söylemlerle partisini tekrar meclise taşıyan bir liderdi keza bir millet vekili ile gönül ilişkisinin ortaya çıkması ile istifa etmesi onurlu bir duruşun ta kendisi olmadı mı? O zamanda kimse bu komplo ABD işi falan demedi ve kimse ona istifa et de demedi.
Bir dönem eski Genelkurmay Başkanımız suça karışmış bir Astsubaya “ o iyi bir çocuktu” demesi ile Başbakanımızın Rıza Zerrab için “o hayır sever bir İş adamıymış” demesi resmi Milli İstihbarat Teşkilatımızın ABD İstihbarat Teşkilatı CİA’ nın ortaklaşa Suudi Arabistan ABD Büyük elçisine suikast için bir buçuk milyon dolar gönderdiğini basın bültenlerinden öğrenince iyi bir çocuk mu kötü bir adamı olduğuna karar veremedim
Şimdi kendi kendinize sorun hırsızın hiç mi suçu yok.
Kalın sağlıcakla.
İbrahim Erdem KARABULUT


