UMUTLARINIZI YİTİRMEYİN DOSTLARIM
Son günlerde gündem yine değişti.Yine toplumun gerçek sorunları bir köşeye ötelenip,kadın üzerinden siyaset yapılmaya başlandı.Kimden bahsettiğimi pek ala biliyorsunuz.
İktidar kadını eve kapatmakla ''baş'' tacı yapmayı kafalarının arkasındaki demokrasiyle eş değer görüyor.Kadın evde otursun,çocuk yapsın,eğer çocuğu istemiyorsa kürtaj olsun,olmadı üç çocuk,onunla da yetinmeyip beş çocuk yapsın,tepeden tırnağa kapansın,kısaca ''sırtından sopayı,karnından,sıpayı'' eksik etmesin...Kadın üzerinden fetvalar verilsin,''recim''edilsin...
Kısaca, hem kadına cenneti bahşedeceksin, sonrada bir ''öcüymüş'' gibi kadını toplumdan soyutlayacaksın, bunun adına da ''demokrasi'' diyeceksin. Yok öyle şey.Demokrasilerde,kadın erkek eşittir.Demokrasiyi,demokrasi yapan,kadının toplumda ki üretkenliğidir.Emek ilişkileridir.Yani,kadın toplumda sosyalleşmişse,kadın üretiyorsa,özgürse o ülkede demokrasi işlevini yerine getiriyor demektir.Yok bunlar uygulanmıyorsa,hiç kimse kusura bakmasın,sizlerin anladığı demokrasinin bir ayağı ve bir kolu yok demektir.Böyle olunca da,bunun adı demokrasi olmaz.Varın adını siz koyun.
Son günlerde ''kızlı erkekli'' her şey ''günah, yasak'' olmaya başladı. Birileri bundan hoşnut olacak ki, Devletin memuru olduğunu unutacak kadar coştukça coşmaya başlamış, iktidarın her söylediğini kendine bir emir olarak kabul etmiş, uygulamaya başlayıp,bunu eleştirenlere de,''rutin'' kontroller olduğunu söyleme gereği duymuş.Demokrasilerde rutin kontroller,halkın kişisel özgürlüklerine müdahaleyi reddeder.Gel gör ki,bu anlayışta olanlar,bir gün hukukun kendilerine de gerekli olabileceğini unutuveriyorlar.
Bu durumdan sadece biz mi? rahatsızız Elbette ki hayır. Buyrun size aynı okullarda okumuş, aynı havayı solumuz, aynı dinsel pınardan su içmiş İmam Hatip Mezunu bir İmamdan (Mehmet TEKECİ) Başbakana sitem dolu söylemler...
''Sizinle aynı eğitimi aldık.Bende İmam Hatipliyim.Uzun süre Cami imamlığında yaptım.Aynı kültür ve aynı inançtan geliyoruz.......48 yaşındayım ve uzun zamandır sizi anlamaya çalışıyorum.Yaptığınız çıkışlarda mantık aramaya çalışıyorum.Siz konuştuktan sonra ülkenin gündemi belirleniyor.Kanun gerekiyorsa,acele kanun çıkıyor,kanun gerekmiyorsa,direkt padişah fermanı gibi ,yürürlüğe giriyor.Sanıyorum sizin anlayışınıza göre demokrasi;''padişah dayatması'' diye tabir ettiğimiz şeyleri,yasaların ardına saklanarak yapmak oluyor.......11 yıldır devam eden iktidarınızın ilk yıllarında sizden bu noktada çok umutluydum.Ancak siz bu fırsatı kaçırdınız.Bir dediğiniz bir dediğinizi tutmuyor,farkında mısınız?....Aynı kültürden gelen bir insan olarak söylemeliyim ki Sayın Başbakan;beni yanılttınız,hem de çok yanılttınız....
Hani hatırlar mısınız ''Gezi olayları'' sırasında,sizin ''Vandal'' ve ''çapulcu'' dediğiniz,ölen gençler vardı.O gençler öldüğünde,ailelerine ''Başınız sağ olsun'' bile diyemediniz......
Sayın Başbakan sizden ümidimi kestim.Siz artık öç alma politikası güdüyorsunuz...Gerek başörtüsü ve gerekse öğrenci evleri ile ilgili çıkışınız,artık umut kırıntılarımın tamamen yok olmasına sebep oldu.Öğrenci evlerini terörle ilintilendirmesi hangi danışmanınızın icadıdır,merak ettim doğrusu....'''
Varın siz karar verin. Halkımızı iki dağın yamaçları gibi ayrıştıran bir Başbakan var ülkemizde. Ekranlarda ki ses tonu,ayrıştırıcı kin ve nefrete yönelik.Oysa ses tonlarındaki duyum insanları sevgiyle kucaklamalı.Yok yok ben diyorum ki dostlarım;bu dönüşü olmayan bir gidişin habercisi.Bu hiddet,bu ayrıştırıcı söylem,bir daha dönmemek üzere bir yolculuğa çıkışın müjdecisi...Umutlarınız yitirmeyin dostlarım.Karanlıklar umutlarımızı yeşertmekle aydınlığa çıkacak.
