Stratejik çöküş.
Türkiye'nin orta doğu politikasında stratejik çöküşü yaşıyor olması kaçınılmaz idi. Hariciye Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlunun prestijini AKP,e kulvarının-da sorgulatacak bir dönemin başladığını yakında göreceğiz gibi.Orta doğu denkleminde Başbakanı,da bermuda şeytan üçgenine çeken,de bu vizyonsuzluk idi.
Suriye ile ilişkilerin çeperinde patlayan bombalar bu öngörüsüzlük sonucu ülkemize maddi manevi zarar vereceği gün yüzüne çıkmıştır. Kapalı kapılar ardından çıkan bu üstü örtülü Suriye canavarını etkisiz kılmak için Milli eksen etrafında tüm partiler bir araya gelerek çözüm üretmeliler. Aksi takdirde bu hükümetin altından kalkacağı bir durum olmaktan çıkmıştır. Başbakan yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ’ın "HİZBUL ŞEYTAN" belirlemesi ile ülkemiz terör örgütlerinin hedefi haline gelecektir.
Türkiye Kürt sorunu konusunda eh veni şer kabilinde-de olsa göreceli bir rahatlık yaşamaktadır. Kürt sorunu gibi kangrenleşmiş bir sorunun tartışılıyor olması dahi ülkemize soluk aldırmıştır. Dört ayı aşkındır ülkemizin hiç bir yerine gitmeyen ölümler sonucu toplum sarsılarak olsa, da sevindiricidir. Kürt sorunu bağrında feodalizm kıskacını mutlaka sona erdirmelidir. Feodal derebeyleri siyasette sirayet etmelerine, de olanak verilmemelidir. Tasfiye edilerek toprak reformu ile ezilen, sömürülen kesimler bu ceberut çarkın içinden çıkarıl-malılar mutlaka. Kravatlı sömürücülerin arzı endam etmeleri önünde yasalar çıkartılarak halk korunmalıdır.
Suriye politikasında dip yapan stratejik çöküş ile ülkemizin üstüne çöken kara bulutların dağıtılması sağlanmalıdır. Her parti kendi kulvarında siyaset yapması elbette anlaşılırdır. Fakat söz konusu ülke milli, menfaatleri olduğunda mecliste bulunan tüm partiler başta olmak özre,meclis dışındaki tüm partilerin katılımıyla milli konsensüs sağlanarak ülke dış politikasına yön verilmelidir.
Başbakan yardımcısı sayın Bekir bozdağın son çıkışı ile Suriye politikasında işlerin sarpa saracağı kaçınılmazdır.Hükumet tez canlılık yaparak emperyalist güçlerin tuzağına düşmekten ne kadar çabuk kaçınırsa ülkemiz o kadar doğru yapmış olacaktır.Sınırların kevgire döndüğü gerçeğini REYHANLI katliamıyla tüm dünya gördü.B u coğrafyada yaşayan halklar ilelebet birlikte yaşayamaya mahkumlar.Çatışmalı,kavgalı komşuluk ilişkileri hiç bir ülkeye huzur vermeyeceğini herkes bilir kanımca.Emperyalistlerin buyurgan tavrına karşı halkların demokratik birlikteliği ile ancak karşı konuşulabilinir.Rusya,Çin,İran.Hizbullah vb güçlerin gücünü hafife alan bir strateji çöken stratejidir.Suriye,de olup bitenlere hiç kimse sessiz kalamaz elbette.
Ama iç işlerine bu kadar sirayet etmekte alenen karşılığı olacağını gerçeğini bilerek her yönüyle tedbir alınmalı devletçe...Sayın başbakan Esad,la yatar kalkar oldu.Bakanların tümü aynı açıklamalarla kaynayan kazanın altına odun taşımaktalar.Yandaş basın ise bir başka alem...HURRA diyerek ha bire sefere çıkmaktalar.Başbakanın eleştiri namına duymak istediği tek cümle yok.Bu kadar tahammülsüzlük siyasetti ile ülke gerildikçe geriliyor.
Ana muhalefet,yavru muhalefetlerin durumu ise tam bir keşmekeşlik-tir.Benim olsun küçük olsun mantığıyla hareket eden bu partiler halka vaat edecekleri bir şey yok. Statükoculukla ülkemiz kan kayıp ediyor.Sürekli birbirlerine hakaret eden bu adamlar biz insanların psikolojisini,de alak bulak ettiler.Kullanılan üslup ise başlı başına sorun siyasetçilerin.haliyle bu tarz altta halka yansıması,da yaralayıcıdır.Kutuplaştırıcı,ayrıştırıcı,ötekileştirilmişlik,le insanların her geçen gün siyasette güveni,saygısı kalmıyor diye düşünüyorum.Başbakanın kurumlar arası kopukluktan şikayet etmesi ise ülkemiz adına talihsizliktir. Güvenlik güçlerinin zaaf içinde olmaları ise kabul edilecek bir durum değildir.
İstanbul’ da son günlerde deyim yerindeyse halkların baharı filizlendi. Başbakan Erdoğan buyurgan,nobran üslubu ile ülkeyi fermanlarla idare etmeye çalışması demokrasi adına kabul edilir tarafı yoktur.Taksim gezi meydanına rezidans ve A.V.M merkezi haline getirerek burjuvazinin oburluğunu doyurmak istiyor kanımca.Stratejik çöküş ile ülkede siyasi partilerin yapamadığını halk yapmıştır. Üçüncü köprünün adını yavuz sultan selim koyarak devlet erkanı alevi kesimin tarihi acısını, da onayladığını bir anlamda ikrar etmişlerdir.Aksi takdirde şaşaalı bir temel atma töreniyle alevi kesime hakaret etmeyi neden tercih etsinler,ki...
Gezi parkının direnişi ile bu ülkenin sahipsiz olmadığını,da Ak partililer,de umarım anlamışlardır.İstanbul semalarını gaz bombalarıyla boğuyor olmaları ise insanlara,hayvanlara,doğaya karşı nasıl bir kinle dolu olduklarının bariz göstergesidir.Hani YARADAN,DAN ötürü insanları sevdiklerini amentü haline getiren bir başbakanın ve kabinesinin hazin stratejik çöküşlerinin başlangıcıdır bu olup bitenler.İstanbul valisi ile Belediye başkanının İstanbullu yöneteme-diklerini görmek gerekiyor.Onlarca insanın yaralandığı,yüzlercesinin göz altına alınması,Demokratik bir rejimden bahis etmek mümkün,mü..!Yandaş basının hali ise tam bir sefalettir.Yıllardır iktidarın meşrebine göre dümen kıran bu basının sicili Kürt sorunu başta olmak özre çok kirlendiğini gezi parkı direnişi sayesinde bir kez daha gözler önüne serilmiştir.
Bir kaç değerli basının sayesinde kamuoyu olup bitenleri öğrenmiştir. Roboski olayı,reyhanlı olayı,vb bir çok olayı örtbas etmek için bu yandaş basın elinden geleni yapmıştır.Gezi parkı direnişi ülke sathına yayılarak ülke içindeki AKP politikalarının sonunun başlangıcını tetiklemiştir.Suriye politikasındaki savrulmalar ise dış politikadaki stratejik çöküşle AKP artık freni boşalmış kamyon misalli halkın duvarına çarpmıştır...İstanbullun ateşi ülkenin semalarını aydınlatacaktır.Başbakanın bürokratta sahip çıktığını geçmişte biliyoruz.İşkenceci polis Sedat selim ayın sahiplenmesi hafızalarda,ki yeri tazedir.
Daha bir çok benzeri olayda sahip çıktığı gibi Vali ve emniyet müdürü ile belediye başkanına,da inatla sahip çıkacağını biliyoruz.Demokrasilerde istifa müessesi denilen bir kurum vardır.Ama ülkemizde iktidarlar kendilerini muktedir ad-ederek ilelebet siyasi ve biyolojik ömürlerle iktidarda kalmaya çalışırlar.Şayet iktidardan uzaklaşsalar,da bu kez ellerine kumanda alarak yönetmeye devam etmeye çalışırlar.
Ülkemizde örnekleri bolca bulunur bu türden tedavülden kalkmış politikacılar.Bu kezde bir bilen olarak kıymet görürler bu zevatı mutat,lar...Kürtler bu devlet ile iktidarlardan çok çektiler.Bu canavar büyüyerek ülkede yaşayan tüm kesimlere karşı şiddetti öne alarak bastırmaya çalışıyor.En ufak demokratik hak talebi karşısında devlettin güvenlik güçlerini böylesine pervasızca insanlara saldırması neyle izah edebiliriz ki.Sayın başbakan şu hali ile İstanbul valisi ve bürokratlarını,da öteleyerek bizzat kendisi olaylara müdahildir.Siyasi sorumluluk makamından bigane kalınmayacağının,da farkındadır kanımca.Halk kazanacaktır başka yolu yok.İçki,sigara,ertesi gün hapı,kürtaj gibi yapay sorunlar üreterek insanların özel yaşamına müdahale hiç bir partiye kar getirmez.Aksine etki yapacağı gerçeği tarihin sayfalarında çok yazılıdır.
AKP kurmaylarına tavsiyem dönüp baksınlar o dönemlere...Şayet o dönemlerde yasaklar baki olsaydı şimdi aynı sorunlarla boğuşmaz,boğuşturmazlardı...Haydi tarihe yolculuğa hep beraber çıkalım.Sayın Başbakanın anket ve ecdat tarihine meraklı ve sahip çıkan biridir. Ecdatların yaptıklarını objektif bir bakışla genel değil,sadece içkiyle,kahveyle,tütünle tartışalım.Başarsaydı dördüncü Murat başarırdı... 01/06/2013.
