Akilliler Bayrampaşa’ya geldiler, bizde oradaydık. İyi ki gazeteci kimliğimiz var, bu kimliklerimiz sayesinde turnikelere takılmadan salona girebildik. Çünkü salona alınacaklar önceden belirlenmişti. Hemşeri dernekleri bu bizim meşhur akillileri davet etmişlerdi.
Van gölü dernek başkanı açılış konuşmasını yaptıktan sonra Sarı gelin türküsüyle hüzünlendik, Kürtçe nağmelerden bir şey anlamazsak da Müziğin evrenselliği gereği derin duygulara daldık.
Ardından Akiller konuştu. “Biz kendimizi anlatmayacağız, sizler konuşacaksınız biz dinleyiciyiz. İlk başta barışı anlatacağız zannediyorduk ama gördük ki, sizin dinlemeye değil, anlatmaya ihtiyacınız var. Sözü egemenliğinden yanayız. Dertleşmeden yanayız” ifadelerinde bulundular.
Salonda yandaş derneklerin varlığı, karşı görüşte olanların konuşmalarına ve kaybettiklerimize sebep olanlara konulacak tepkilere engel olamadı. Tepkiler konuldu eleştiriler yapıldı. Barış sürecinin inandırıcı olmadığı veya inandırıcı olduğu konusunda salon ikiye bölündü. Konuşmacılardan bir tanesi Başbakanın hemşerisi Rizeli olduğunu söyleyerek 1 Mayıs’a vurgu yaptı. “İşçileri gazlamak, tazyikli su sıkarak hastanelik yapmak yapılacak olan barışa gölge düşürmüştür” söylemesi salonda bulunanlar tarafından seslerin yükselmesine sebep olmuştu.
İşte tam o anlarda tüm zorlukları aşarak mikrofonu elime aldım. Sayın Akiller, görüyorum ki sizlerin herkes den çok akillere ihtiyacı var. Salonda bulunan 150 kişinin barışını sağlayamadınız aynı zamanda ayrıştırma yaratarak gerginlik yarattınız. Demokrasimiz gelişmeden bu kültürü bu insanlara aşılamadan barış asla olmaz. Sınıf bilincini aşılamadan barış sağlanamaz. Emeğin en yüce olduğunu bilmeyenlerle barış olmaz. Toprak ağlığına son verilmeden Kürt kardeşlerimizi barışın içine çekemez onları kandırırsınız.
Yargıyı, dini siyasallaştıranlar barıştan söz edemez. Ücretli köleler yaratarak Mustafa Kemal’e ve silah arkadaşlarına küfür edenler ve ettirenler barıştan bir şey anlamazlar.
Bölgesel Milliyetçilikten kurtulamayanlar yaşasın Halkların Kardeşliği diyenlere tepki koyanlar din, dil, ırk ayrımını yaratanlar birkaç çapulcuya pabuç bırakarak etnik kimliklerini öne çıkararak insanlıktan uzaklaşanlar barıştan bir şey anlamazlar.
Bu ülkede Sosyalistler olmasa onlara kulak vermezseniz barışı sağlayamazsınız. Sizin bir siyasi partinin iktidar ömrünü kısa bir süre daha uzatma niyetinde olduğunuzu görmekteyiz. Bu uğraşınıza barış mı diyorsunuz.
Ey akiller söyleyin barışın içinde ne var, neden açıklamıyorsunuz? Anlıyorum ki sizinde bilginiz yok. Diye biliyor musunuz köklü bir anayasa, eşitlikçi, çağdaş insan haklarını savunan ve insanlık onurunu yücelten bir anayasa yapacağız. Yine diyebiliyor musunuz kendini halkını katledenlerin suçlarının cezasının verileceği, suçluların haklarının verileceği, demokrasinin ve hukukun egemen olacağı, devletin sosyal olacağı bu ülkeyi yeniden yaratacağız. Hem de AKP faşizmine rağmen.
Kürt kardeşlerime ise söyleyeceğim kandırılıyorsunuz! Bayrağınız var, toprağınız yok. Diliniz var, özgürlüğünüz yok. Karnınız aç, yoksulsunuz. Devletiniz var, sosyal değil. Sistem tıkanmış, demokrasi yok. İnsancıl hakça paylaşım yok. Emekçisin, işçisin, köylüsün meclis de temsilcin yok. Siyasi partiler yasası ortada takılmışız yüzde ona. Barış diyorsun, kaç gün sürecek. Biz ise kalıcı barış için çizdik herkese bir yol haritası.
Karadenizli hemşerilerim, toprak anadır, kutsaldır ve namustur! Toprağımız, sularımız kirletildi. Hem de barış diyenler tarafından. HES ler yolu ile yıllarca ana diye sarıldığımız topraklarımız, hayat diye içtiğimiz sularımız, el değiştirdi, din değiştirdi. Hem de bu iktidar tarafından. Emperyalistler ile ABD ile iş birliği yapanlar ülkeyi çok uluslu şirketlere arpalık haline getirenler barış değil bölünme getirir. Biz söyledik anlayan anladığı kadar.