AKAPE ve BDP NE İSTİYOR?
Sevgili okuyucularım, sizlere bir hatırlatma yaparak yazıma geçmek istiyorum. Türkçede alfabenin ünsüz (sessiz) harfleri sağına “e” sesi alarak okunur. Örneğin: “B” harfi “be” şeklinde, “C” harfi “ce” şeklinde, “H” harfi de “he” şeklinde seslendirilir. Ama sayın başbakan öyle sanıyorum ki bunu bile bile muhalefet partilerinden MHP ve CHP den bahsederken, ME-HA-PE, CE-HA-PE diyerek kendince isimlerle bile alay ediyor. Eğer “H” harfi “HA” diye seslendiriliyorsa biz de “K” harfini “KA” diye söyleyelim. Yani A-KE-PE demeyelim de A-KA-PE diyelim ne dersiniz?
Şimdi yazımıza dönersek;
Sevgili dostlar, özde ve sözde demokrasilere baktığımızda hep şunu görürüz:
Gerçek demokrasilerde demokrasinin dümeninde olanlar, yani her kademesinde yönetimde olanlar mahiyetindeki insanlara ve halkına karşı son derece saygılıdırlar.
Gerçek demokrasilerde yöneticiler halkını sadece oy deposu olarak görmezler.
Gerçek demokrasilerde yöneticiler halkını kendi sinsi emellerine ortak etmezler.
Gerçek demokrasilerde yöneticiler halkın tepkilerini dikkate alarak icraat yaparlar.
Gerçek demokrasilerde her konumdaki yöneticiler, ama özellikle hükümet etme yetkisine sahip kişiler; bakanlar, başbakanlar halklarına karşı devlet erki tarafından bir haksızlık yapıldığında, bu haksızlıktan ötürü halkından özür diler ve görevlerinden istifa ederler.
Örneğin, Bulgaristan demokrasiyi ne kadar yaşıyor, demokrasinin neresindedir bilemem ama, geçtiğimiz hafta Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov gösteri yapan halka karşı polisin sert davranmasını içine sindiremeyerek, “halkını döven, halkına şiddet uygulayan bir devletin başında başbakan olarak kalamam” diyerek istifasını açıkladı.
Peki ya bizim başbakanımız ne yapıyor?
Gittiği her yere bir polis ordusuyla çıkarma yapıyor. Sayın başbakan’ın gittiği birçok yerde polisle halk arasında çok ciddi arbede yaşanıyor. Hopa olaylarını anımsayınız. Orada bizzat başbakanın korumalarının işgüzarlığı sonucu çıkan olaylarda Metin Lokumcu adında bir öğretmen yaşamını yitirdi.
Başbakan bırakınız istifa etmeyi, “Orada bir de öğretmen ölmüş. Adı önemli değil” diyerek, oradaki halkla ve ölen öğretmenin ailesiyle adeta alay etmiştir.
Daha sonra gövde gösterisi için gittiği ODTÜ’de öğrencilerin protestosuna karşı polisin tavrını hepimiz biliyoruz.
Polisin ve jandarmanın halka karşı tavrı tabii ki bu olaylarla da sınırlı değil. Tekel işçilerinin direnişinde, HES’leri protesto mitinglerinde, öğrencilerin hak arama eylemlerinde, Burhan Kuzu’yu protesto eyleminde, KESK eylemlerinde ve hepimizin yine çok iyi anımsayacağımız 29 Ekim kutlamaları için Ankara’ya toplanan göstericilere karşı polisin halka karşı nasıl bir orantısız güç uyguladığını bilmeyenimiz yoktur.
Peki AKAPE’nin ve hükümetin başı bu polis şiddetine karşı ne demiş, nasıl bir tavır koymuştur?
İşte bizim çok demokrat başbakanımız. ..Basit gördüğümüz Bulgaristan’da bile başbakan halkına karşı yapılan şiddeti kabul etmeyip istifa ediyor.
Darısı başımıza.
Şimdilerde AKAPE ve BDP el ele hükümet medyasının koyduğu isimle söylersek “İMRALI’NIN” yol haritası üzerinde yürüyorlar.
Neymiş efendim, devletin adı “Türk” değil, Türkiye olacakmış. Eee, zaten bu devletin adı Türk Cumhuriyeti değil ki. Devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Yani Türkiye’de yaşayan herkesin cumhuriyetidir.
PKK ve BDP’liler topu taca atmadan açık seçik ne istediklerini söylemelidirler. Bağımsız bir devlet mi? Özerk bir yapı mı? Yoksa üniter devlet mi?
AKAPE’liler de Atatürk adını bu devletin anayasasında ve kurumlarında görmek isteyip istemediklerini, ülkenin cumhuriyetle mi, yoksa padişahlıkla mı idare edilmesini istediklerini açık ve seçik söylemelidirler. Bakın o zaman anya da Konya da nasıl ortaya saçılacak. Bu sinsice oyuna getirdiğiniz halk size ne diyecek o zaman görün.
Hadi yüreğiniz yetiyorsa içinizdekini söyleyin.
25.02.2013
Mümtaz TEMİZ
mumtaz.tem@hotmail.com
