29 EKİM ve 10 KASIM’DAN SONRASI
AKP’nin cumhuriyeti değiştirme, dönüştürme ve cumhuriyeti kuran milli iradeye ve onun kahraman önderlerine dönük karalama, iftira, küçük gösterme çabalarına karşı son iki haftada yapılan yoğun ve haklı karşı duruş gerçekten takdire şayandı.
Cumhuriyet ve demokrasi yanlılarının iktidarın valilerinin tüm engellemelerine karşın, akın akın Ankara’ya çıkarma yapması göğsümüzü kabarttı.
Ancak, bu kitlesel kalabalığı hatırlanacağı üzere genel seçimler öncesi “bayrak mitinglerinde” de görmüştük. O gün o mitinglerde bir araya gelen irade eğer seçim sandıklarında da bir araya gelebilmiş olsaydı, bugün AKP boynu bükük önüne bakıyor olacaktı.
Ama maalesef öyle olmadı. O mitinglerde coşkulu şekilde bayrak sallayan insanlar seçim sandıklarında aynı birlikteliği gösteremediler.
Şimdi ne olacak? Ya da ne olmalı?
Dostlar mesele gayet açık. Zaten oy potansiyeli olarak fazla olan sağ oyları AKP bir biçimde bir araya topladı. Yani sağ neredeyse tamamen AKP de bütünleşti.
AKP karşıtı güçlerse ne yazık ki hala net değil. Bunu da bir anlamda doğal karşılamak lazım. Çünkü bu kesim çok geniş bir yelpazeden oluşmaktadır. Talepleri, çözüm önermeleri, mücadele yöntemleri birbirinden tamamen farklıdır.
Ulusalcılar, demokratlar, sosyal demokratlar, sosyalistler hepsi karşı kıyıda yer almış durumdalar. Bu kesimlerin tabanı önemli ölçüde 29 Ekimde barikatların yıkılmasını alkışlayan kesimdi.
İçlerinde bir gurup vardı ki, o gurup tamamen gelecek kaygısı ile yola çıkanlardan oluşuyordu. İşte bu gurup geleceği kurmada, cumhuriyete ve cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmada ve devrimci gelişmelere giden yolu açmada aslında tüm siyasi çevrelere yapılması gereken dersi verdi.
TGB ‘den bahsettiğimi anlamış olmalısınız. Bu gençleri ülkenin her yerinde tüm demokrasi yanlılarının gıptayla izlediklerini gördüm.
Şimdi ne olmalı?
Bu ortak irade, hiç fire vermeden, AKP’nin tüm savaş planlarına, tüm doğa katliamlarına, tüm ekonomik ve sosyal kuşatmalarına karşı yaşamın her alanında ve her anında aynı güç birliğini göstermeli.
Önümüzdeki yerel ve genel seçimlerde her ilçe, il ve büyük şehirde AKP’ye karşı seçimi kazanmaya en yakın siyasi partinin ya da yerine göre bağımsız adayın yanında yer almalı.
Seçimi kazanmaya en yakın olan siyasi partide asla büyüklük kompleksine girmeden, diğer kesimlerin de gönül rahatlığıyla kabul edebileceği bir ortak aday belirlemeyi tercih etmeli.
Bu adayların özel ve siyasi yaşamları, varsa ticari ilişkileri temiz olmalı. Herşeyden önce politikayı bilen, 365 gün politikayı izleyen, gözlemleyen ve bir biçimde mücadelenin içerisinde her daim yer almış kimseler olmalı. Öyle seçimden seçime ortaya sürülen, ama seçimlerden sonra kaybolan kimseler olmamalı.
Bu adayların seçiminde unvan, etiket, soy, sop, mal varlığı, makam ve mevkiden çok, yaptıkları işlerdeki başarıları ön planda tutulmalı. Üretken, düşünen, çevre ve doğa bilinci yüksek, teknolojiyi, gerçek ve sanal iletişimi iyi kullanan, ikna yeteneği yüksek kimseler tercih edilmeli.
Önümüzdeki seçimler ve seçimlere kadar uzanan süreçte özellikle sosyalist solun ve Kürt demokrat ve devrimcilerinin de bu olaya biraz da bu süzgeçten bakmalarında yarar vardır. Bu durum bir geri adım atma, ya da revizyonistlikle izah edilmemeli. “Yetmez ama ‘evet’ sürecini” unutmayalım. Eğer bu dağınıklık, bu bulanıklık devam ederse, korkarım ki, elimizdeki tüm mevzileri kaybedebiliriz.
Mücadeleden ayrılmayın. Unutmayın “direne direne kazanacağız.” Şen ve esen kalın.
13. Kasım. 2012
Mümtaz TEMİZ
mumtaz.tem@hotmail.com
Cihangir Öztürk admin
29 EKİM ve 10 KASIM’DAN SONRASI
29 EKİM ve 10 KASIM’DAN SONRASI
-
BIST 100
15954,59%-0,83
-
DOLAR
44,18% 0,05
-
EURO
50,74% -0,02
-
GRAM ALTIN
7157,65% 0,69
-
Ç. ALTIN
11534,35% 0,00
- Salı 10 ° / 7.1 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Çarşamba 11.2 ° / 6.2 ° Güneşli
- Perşembe 11 ° / 6.5 ° false
Trabzon
17.03.2026
- İMSAK 05:41
- GÜNEŞ 07:06
- ÖĞLE 13:18
- İKİNDİ 16:39
- AKŞAM 19:19
- YATSI 20:38


