Değerli halkımız, ulu önderimizin bize emanet ettiği cumhuriyeti ve devrimlerini korumakla yükümlüyüz. Bu değerlerimize bazı saldırılar olabileceği kaygısındayız. Ama inanıyoruz ki; ülkemizin aydınları, cumhuriyetçileri, ulusalcıları ve sağduyulu halkımız gerekli hassasiyeti gösterecektir.
Son yıllarda görüyoruz ki; ülkeyi yönetenler “ulus devlet” anlayışını bir kenara bırakan eğilim içindedir. Etnik ve dinsel siyaseti geliştirerek, “terörle, türbanla, kurbanla” ülke yönetme hevesi içindedirler. Din ve vicdan özgürlüğünü baskı altında tutarak belli bir kesimi ötekileştirmektedirler.
Bu yönetimsel kargaşadan yararlanan kapitalizm ve küresel sermaye, vahşice ülkemizi istila etmiştir. Milyonlarca insanımızı yoksullaştırıp, bağımlı ve biat eden bir toplum yaratma gayreti içindedirler. İMF, Dünya Bankası ve AB’den yalvarıp yakararak alınan kredilerin hovardaca kullanılması, halkımızı gittikçe daha fakir daha kaderci konuma getirmektedir. Açlık sınırında yaşayan milyonlarca aileyi, sadakaya alıştırarak insanımızın onurlarıyla oynanmak isteniyor.
Dış güçlerin ve işbirlikçilerin ülkeyi bölüp-parçalama girişimi içinde olduklarını biliyoruz. Bu kriz ancak yeni ve köklü bir anayasa yapılarak çözülür. AB’nin önerdiği kriterleri elbette önemsiyoruz. O kriterlerde yaşamak istiyoruz. Bu nedenle yeni anayasanın siyasi partiler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, meslek odaları yani tüm kesimlerin katılımıyla yapılması gerekmektedir.
Katılımcı ve örgütlü bir toplum olmak zorundayız. Sendikalı sayımızı artırarak sahte emek temsilcilerine ve kayıt dışı işçi tüccarlarına, meydanları bırakmamalıyız. Demokratik bir anayasada, rejimi polisle-silahla korumaktan vazgeçerek, ulus devlet anlayışını egemen kılmalıyız. Meclisi yargının üstünde görmeyerek, gerçek hukuk devleti normlarında bir Türkiye için çalışmalıyız. Yeni anayasanın haklar ve özgürlükler getirmesinin yanında, azınlıkların haklarının korunarak toplumda eşit seviyede olması sağlanmalıdır.
Ülkemizin üçüncü meşrutiyete gidişi endişesi, katılımcı ve özgürlükçü yeni anayasanın yapılmasıyla ortadan kalkacaktır. Türkiye’nin geleceğinin kararmaması içi herkesin bu uzlaşı zeminin de gerekli özveriyi göstereceğine inanıyorum.
28.09.2010


