Cihangir Öztürk admin


KİM DUR DİYECEK?

KİM DUR DİYECEK?


KİM DUR DİYECEK?

 

Bugün aklı başında kime sorsanız MEDYADAN şikayetçi olduğunu söyler.

Siyaseten taraf olduğu için mi?

Elbette o da çok önemli. Ama asıl önemli olan medyanın yapması gereken hizmeti üretmemesi.

Şöyle bir düşünün, en çok izlenen televizyon kanallarının günlük yayın akışını göz önüne getirin.

Bu kanallar sabahtan öğlene kadar kadın programları yayınlıyorlar. Hoş kadın programı dendiğinde içerisinde kadınların işine yarayacak zerre kadar bir şey yok.

Bunların bazıları da maşallah dedektiflik servisi gibi. Suçlu arıyorlar, kanalların stüdyolarında mahkemeler kuruyorlar. Avukatları var. Bu avukatlar aynı zamanda psikolojik tanılar da koyuyorlar. Vay vay vay!..Yahu siz iyisi mi Başbakanın özel mahkemeleri ile birlikte çalışın. Siz de özel mahkemeler oluşturmuşsunuz, Sayın Başbakanın da Özel mahkemeleri var. Çalın söyleyin birlikte.

Medyadaki densizlik bu kadarla da bitmiyor tabii. Magazinsel programlarla, çok bilinen adı ile (tele-volelerle) başlayan daha sonra biri bizi gözetliyor programlarıyla devam eden bu kokuşmuşluk, yemek yapma yarışmalarıyla sürdü.

“Ne güzel işte yemek yapma öğretiliyor bu programda” diye düşünülebilir. Ne var ki olay öyle de olmuyor. Çünkü bu programların yarışmacıları rakip yarışmacıların yapmış olduğu yemekleri Türk kültürüne, terbiyesine sığmayacak şekilde kötülemekte, karalamaktadırlar.

Medyamızın toplumu yozlaştırması tabii ki bunlarla sınırlı da değil.

Bir izdivaç programlarıdır gidiyor ki sormayın. Toplum meğer ne kadar evlenmeye düşkünmüş de bilmiyor muşsuz. Öyle ki dün bu programlardan birisine dört bacı birlikte çıktılar.

Dördünün birden evlenesi gelmiş bu kızların. Mart kedileri gibi. Dördü de sırayla aday koltuğuna oturtuldular. Doğal olarak dördü de kendilerine gelen damat adaylarından değil elektrik almak, (el feneri dahi) alamadıklarını söylediler. Çünkü amaçları oraya çıkmak, evlenmekle alakaları yok.

Bu hanım sunucunun programında bir bey için gelen genç bir bayan, paravan açıldığında kendisini beğenmeyen adamın tüm yumuşatıcı konuşmalarına karşın red edilmiş olmanın verdiği gurur kırıklığı içerisinde göz yaşlarına boğuldu.

Düşünebiliyor musunuz bir genç kadın, milyonlarca seyircinin karşısında paravanın arkasındaki erkek için övgü dolu, sevgi dolu, aşk dolu sözler söyleyecek, sonra paravan açılınca “kusura bakmayın, sizden elektrik alamadım” cevabıyla karşılaşacak.

Yazık değil mi bu insanlara. Bu insanların ailelerine, akrabalarına, akraba çevrelerine yazık değil mi?

Gururu ayaklar altına alınan bu genç insanların televizyon stüdyosunun dışına çıktıktan sonraki halini düşünebiliyor musunuz?

Diyebilirsiniz ki; “harmana giren porsuk dirgene dayanır”, oraya çıkan genç de buna hazır olmalı.

Ama olay işte o kadar basit değildir. Oraya çıkan genç, hayatında belki de ilk defa sırf bu vesileyle TV’ye çıkmış olacağını düşünmektedir. TV’nin cazibesine kendisini kaptırmaktadır. Hele de orada evlenebileceği bir zavallıyı da bulursa “Bakın ben yetmiş milyonun önünde evlendim.”diyecektir. İşte bu hayallerle insanların kişilikleri orada ayaklar altına alınmaktadır.

Birileri bu gidişe dur diyecek mi? Hani nerede Aileden Sorumlu Bakan? Nerde RTÜK? Uyu Türkiye’m uyu.

-------------------0---------------
Önemli NOT: Yukarıdaki yazımı yazdım, tam gazeteme gönderecektim ki, çok sayıda genç öğretmen kardeşimizden e-posta geldiğini gördüm. Belki bu öğretmenlerin sorununa çare olma noktasında bir yardımımız olur düşüncesiyle bu e-postayı gazetem ve sosyal paylaşım sitelerinde yayınlamayı uygun gördüm. Umarım ki, Sayın M.E.Bakanı’nın dikkatini çekmiş oluruz.
“Bizler Haziran, Temmuz ve Ağustos 2011'de Türkiye'nin çeşitli illerinde öğretmenliğe atanıp, bayramın da araya girmesi ile 5-15 Eylül 2011'de göreve başlayabilen öğretmenleriz.
Eşimizin bulunduğu ile atamamızı isteyebilmemiz için 1 yılı doldurmamız gerekmekte. 1 yılı doldurduğumuz tarih de yine 5-15 Eylül. Fakat Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ömer Dinçer atanmaya hak kazanan kişileri 31 Ağustos'da işe başlayanlarla sınırlamak istemekte. Eğer bu sınırlama 31 Ağustos olarak baz alınırsa 5-15 Eylül'de atananlar sadece "5 GÜN" ile atanma hakkını kaçırmış olacaklar. Bu da 1 sene daha bekleyip toplamda 2 sene sonra eşlerine ve çocuklarına kavuşabilecekleri anlamına geliyor.

Milli Eğitim'in açıklamaları, eğitim sendikalarının haberleri ve kamuoyu araştırmalarımıza göre biliyoruz ki sizin desteğiniz bizim için çok önemli ve sizin desteğinizle Sayın Ömer Dinçer "Eş Durumu Atamaları" için 31 Ağustos olarak düşündüğü tarihi 15 Eylül olarak değiştirebilir.”

Bu konudan mağdur olan binlerce öğretmene destek olacağınızı ümit ediyoruz.

Saygılarımızla..”
Demişler bu genç öğretmen kardeşlerimiz. Ben de böylece konuyu gazeteme taşımış oldum. Umarım ki Sayın Bakan atamayı bu öğretmenlerin mağduriyetini giderecek tarihe sarkıtır.
Esen kalın.

 

 

                                                                                        22.02.2012

                                                                                     Mümtaz TEMİZ

                                                                              mumtaz.tem@hotmail.com

  • BIST 100

    16021,18%2,69
  • DOLAR

    44,05% 0,03
  • EURO

    51,35% 0,11
  • GRAM ALTIN

    7337,93% 0,86
  • Ç. ALTIN

    11852,94% 0,79
  • Çarşamba 8.8 ° / 3.8 ° Güneşli
  • Perşembe 10.1 ° / 4.5 ° Güneşli
  • Cuma 10 ° / 5.6 ° false

Trabzon

11.03.2026

  • İMSAK 05:52
  • GÜNEŞ 07:16
  • ÖĞLE 13:19
  • İKİNDİ 16:35
  • AKŞAM 19:12
  • YATSI 20:31