BAŞLIKSIZ BİR YAZI
Sevgili Dostlar, Sevgili Okuyucular, bu yazıya inanın başlık bulmakta zorlandım. Hangi başlığı koysam birileri gocunacak, pirelenecekti. Gerçi bir köşe yazısından beklenen de, birilerinin pirelenmesi, birilerinin gocunması, kimilerine göre “oh beeee”, kimilerine göre ise “yürü git işine” dedirtmek değil midir?
Ama yine de her okuyucu kendisine göre bir başlık düşünsün istedim.
Bu boş konuşmadan sonra geçelim dolusuna:
Son dönemlerde hem sağ cenahtan, hem de sol cenahtan Atatürk’e dönük yapılan saldırılar beni ciddi bir şekilde etkiledi, düşündürdü, üzdü.
Sağ cenahtan yapılan saldırıları bir dereceye kadar anlayabiliyorum.
Nedir bunun altında yatan şey diye fazla kafa yormadan görüyorum ki; Dinden geçinen önemli bir çevre; bu çevre aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu döneminin aristokrat çevresi. Bu adamlar Laik sistem içerisinde muska ile, güzel kadınların göbeğine kopya kalemiyle yazı yazarak, tespih çekip “estafurullah, inşallah, maşallah” çekip üçe aldığını otuz üçe vatandaşa giydiren insanlardı. Atatürk İşte bunların elinden bir dereceye kadar kozlarını çekip aldı.
Bunların küfretmesi, çırpınması yine “kadılar, müftüler, müderrisler, şıhlar, dervişler” sistemini resmi hale getirmek. Hoş şu anda zaten yine önemli ölçüde bu saltanatları sürüyor. Ama resmiyet kazandırma gayretleri var.
Gelelim sol cenaha:
Bu cenahtan atılan salvolar sağdakinden de beter. Hatta Atatürk’e saldırıda bir adım da öne geçtikleri oluyor.
“Atatürk ne yapmış ki, yaptığı burjuva devrimidir.”
“Atatürk halkın istemediği birtakım devrimler yaptığı için halkın nefretini kazanmıştır.”
“Atatürk devrimci bir lider değildir.”
“Atatürkçü düşünce bizim önümüzü kesmektedir.”
“Atatürk bir diktatördü.”
“Atatürk olmasa da bu millet yine kurtuluş yolunu bulurdu.” Ve şu an bu yazı içerisinde sırıtmasın diye koymadığım daha ağır ithamlar.
Beyler bayanlar, “yiğidi öldür, ama hakkını ver” diye bir beylik söz vardır.
Herkes şapkasını önüne koysun ve düşünsün.
1918 sonları, 1.Dünya Savaşı bitmiş. Ülke her köşesinden işgal edilmeye başlanmış.
Kurtuluş reçetesi olarak Amerikan Mandasını, İngiliz Himayesini önerenlerin tersine, ANADOLU HALK HAREKETİNİ örgütleme becerisini gösteren bir örgütçü.
Halkla beraber Halk Savaşı’nı, Kurtuluş Savaşı’nı (birçok işbirlikçinin ihanetine rağmen) başarıyla sonuçlandırmış bir asker.
Buna sağ cenah kızabilir; onlar için emperyalistlerle birlik olmak fazla da önemli değil. Ama sol cenahın kızmasını anlamak mümkün değil.
Binlerce yıllık geleneği olan hükümdarlık, padişahlık sistemi yerine Cumhuriyeti kurma erdemliliğini gösteren bir halk adamı. (Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, “Artık bu ülkede padişah benim. Osmanlı sülalesi yerine Alirıza Bey sülalesi padişah olacak” da diyebilirdi.) Padişahlık sistemini yine devam ettirebilirdi de…
Buna da sağın tepkisini anlarım ama solun ıııhhh!
Yüzlerce yıllık HALİFELİK geleneği olan bir ülkede, “Halife de, Sultan da benim” dememiş.
Tam tersine hem saltanatı, hem halifeliği kaldırmış.
Sol neden tepki gösterir anlayanınız varsa beri gelsin.
Bir gençliği rahle önünden alıp, sıraya masaya oturtmuş.
Bir halkı kulluktan, kölelikten, almış toplum haline millet haline getirmiş.
Şalvarın, cüppenin, peçenin, çarşafın içinden alıp medeni insan konumuna yükselmesini istemiş.
Sloganlarda kendini bulan “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”yi kurmuş.
Bütün savaşlardan muzaffer olarak çıkmasına karşın, savaş yerine “Yurtta barış, Dünyada barış” diyerek barışa duyduğu özlemi dile getirmiş.
Dahası sevgili çok devrimci, çok yaman sosyalist arkadaşlar, unutmayalım ki, bu toplumda bugün Atatürk düşmanı bir avuç cemaatçı dışında, herkes bir parça Atatürkçüdür.
Her sosyalist gencin evinde Atatürk ve onun kurduğu, koyduğu ilkelere bağlılıkla yetişmiş bir baba, bir dede vardır.
Yani sevgili sosyalist arkadaş, sen Atatürkçü babana, amcana, dayına, burun kıvırarak, o kesimi küçümseyerek, onların değer yargılarıyla alay ederek çoğalamazsın.
Sen, yıllarca yobazlığa, bağnazlığa, gericiliğe, şeriat yanlılarına göğüs germiş, demokrat, sosyal demokrat büyüklerine, onların hizmetlerine burun kıvırarak büyüyemezsin, çoğalamazsın.
Seni yetiştiren kökler oradadır. O kesimle tıpkı AKAPE ağzıyla savaşamazsın.
Kendini halktan akıllı, halktan bilgili görebilirsin. Ama halksız sen bir halt yapamayacağını on yıllardan beri anlamış olmalısın. Onun değer yargılarına katılmasan da saygı duyman gerekir.
Bak şimdi o AKAPE ile birleşip saldırdığın Atatürk, savaştan yeni çıkmış bir ülkeyi nereye getirmiş sana bir liste sunayım. Zahmet olmazsa oku. Bak:
(ATATÜRK DÖNEMİNDE YAPILANLAR) tarihler aldığım kaynakta da sıralı değildi ben de sıraya koymadan sunuyorum:
- 6.Nisan.1920 Kurtuluş Savaşı’nın haklılığını tüm dünyaya duyurmak üzere Anadolu Ajansı’nın kurulması.
- 5.Aralık. 1925 Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurulması.
- 5.Mayıs 1925 Atatürk Orman Çiftliği kurularak, bölge halkına örnek gösterilir.
- 2.Şubat. 1938 Bursa Merinos Halı fabrikası kurulur.
- Çocuk Esirgeme Kurumu kurularak kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların barındırılması sağlanır.
- Demir Yolları ve Limanlar inşa edilerek Cumhuriyet tarihinin en büyük toplu taşıma ağı oluşturulur.
- Devlet Hava Yolları 20.Mayıs. 1933 kurulur.
- Devlet İstatistik Enstitüsü kurularak Türkiye’nin pek çok konuda istatistiği çıkarılır.
- Elektrik İşleri Etüt İdaresi kurulur. Türkiye’nin ihtiyacı olan elektriğin elde edilme yolları ve inşaatları konusuna ağırlık verilir.
- Etibank 14. Haziran 1935 kurulur. Birçok ilde Etibank bankacılık ve maden işletmeciliğine başlar.
- Petrol Arama ve İşletme İdaresi 1933.
- MTA 22. Haziran. 1935 kurularak maden aramaya ve işletmeler oluşturmaya başlar.
- 19 Şubat.1932 de Halkevleri kurularak, toplumun pek çok konuda sanata, eğitime yönelmesi ve müthiş bir kültür seferberliği başlatılır.
- Merkez Hıfsısıha Enstitüsü kurulur 27.Haziran.1927
- Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı1920 (Savaş yıllarına dikkat)
- Sümerbank bankacılık ve işletmeleri kurulur. Sümerbank’ın bir çok ilde çeşitli fabrikaları ve hemen hemen her ilde halka daha uygun özellikte ve ucuz tüketim maddeleri sunduğunu biliyoruz.
- Türk Kuşu 1930
- Ziraat Bankası’na banka hüviyeti kazandırılması.
- Türkiye Şeker Fabrikaları. 19.4.1923 te başlayıp pek çok ilde kuruldu.
- İzmir Fuarı’nın açılması.
- İş Bankası’nın kurulması 26.AĞUSTOS 1924
- Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüsü.
Ve sevgili Sosyalist arkadaşım, 1 REŞAT ALTINI 707 kuruş. Yani bir Reşat altın=1 Lira.
1929 da Gayri Safi Milli Hasıla doruğa ulaşmış, kalkınma hızı %22 olmuş.
1938 yılında yani 15 yılda kişi başına düşen milli gelir artışı %39 olmuştur.
1923-1938 yılları arasında onbeş yılda tüketici fiyatları %17 azalır.
Sevgili okurum, sövüp sayılan, küçük gösterilmeye çalışılan Atatürk döneminde açılan okullar, eğitim seferberliği, açılan hastaneler, yapılan yollar, barajlar, köprüler ve diğer binlerce hizmeti anlatmadık.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: AKAPE hani o hedeflediği cemaatlaşma uğruna bu büyük insana sövebilir.
Sen de belki “iyi bir sosyalist değildi” diye eleştirebilirsin.
Ama asla ne sen ne de Hüseyin Çelik gibileri ATATÜRK’E sövemezsiniz.
Hele sen devrimci kardeşim, senin atan deden, baban bu kaynaktan beslenmiştir.
Senin yediğin çanağa pisleme hakkın olamaz.
Şimdi yukarıdaki yazıya sizler başlık koyun.
Esen kalın.
15.02.2012
Mümtaz TEMİZ
Mumtaz.tem@hotmail.com
