MECLİSTE KÜRSÜ İŞGALİ
Dün televizyonların haber bültenlerinden TBMM’nde Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekillerinin genel kurul salonundaki kürsüyü işgal ettiklerini gösteren haberler yayınlandı.
Daha doğrusu haberler böyle sunuldu.
İşgal ne demektir? Güç kullanarak bir yeri bir şeyi ele geçirmek.
Peki, bir ülkenin yasalarını yapmak üzere seçilmiş insanlar işgalci olabilirler mi?
Pekala olabilirler.
Benzetmek gibi olmasın. Bir atasözü vardır: “Kediyi sıkıştırırsan yüzünü tırmalar” diye.
Eğer siz milletin seçtiği vekilleri kasten ve cebren cezaevlerinde tutuklu olarak tutarsanız;
Siz pek çok hayati konuda meclisin yasal düzenlemesine bile gerek görmeksizin mecliste çoğunluğunuzda olmasına karşın “Kanun Hükmünde Kararname” çıkartırsanız;
Siz bir millet için en önemli konularda bile “benim nasıl olsa salt çoğunluğum var” diyerek uzlaşma yoluna gitmezseniz.
Muhalefetin bütün tekliflerine “red” kendi partinize mensup milletvekillerinin her teklifine “kabul” derseniz;
Muhalefet partilerinin meclis kürsüsünden kendilerini ifade edebilecekleri, görüşlerini anlatabilecekleri yeterli süreyi ve olanağı vermezseniz;
Siz milletvekillerinin kendilerini hem size hem kamuoyuna daha rahat anlatabilmek için meclis kürsüsünden materyallerle sorunlarını sunmasına izin vermezseniz.
Siz Kamer Genç gibi bir çok kez meclis başkan vekilliği yapmış, yıllarca o kürsüyü kullanmış, meclisin çalışmasını çok iyi bilen bir milletvekilini şiddet kullanarak yaka paça kürsüden indirip darp ederseniz;
Yani milletin sesini, soluğunu hem dışarıda, hem mecliste kısmaya susturmaya kalkışırsanız;
Demokrasiyi, yasa yapmayı sadece çoğunluk oyu olarak algılarsanız;
Meclis çalışmalarını “düşmandan mal kaçırma” mantığıyla gece yarılarında yasa çıkarma şekline dönüştürürseniz, halkın TV den izlememesi için TV yayınına sınırlama getirirseniz;
Gazetecilerin haber yapmasına, köşe yazısı yazmasına, açıkçası muhalefet yapmasına izin vermezseniz;
Muhalefet yapan gazetecileri “Kendisini gazeteci sanan birisi, tinercilerle konuşuyor haber yapıyor” der, bu gazetecileri hedef gösterirseniz;
Sizi eleştirenleri “dinsizlikle, Alevilikle, PKK’lı olmakla, ateist olmakla…” itham ederseniz;
Muhalefet partilerinin mensuplarına, başkanlarına, alaylı tavırlarla, “ben bilirim” edalarıyla çocuk azarlar gibi laflarla volüm yükselterek bağırır çağırırsanız;
Bu milletin meclisini kurmuş olan parti ile, bu milletin meclisini kurmuş olan Büyük ÖNDER ile hesaplaşmaya kalkışırsanız;
Bu milletin meclisini kurmuş olan partinin milletvekilleri, kürsüyü işgal etmekle size; “Bu kürsüyü adil, eşit ve bu millet için kullanın, yoksa hiç kullanamazsınız” diye mesaj vermiştir.
Bana kalırsa, o milletvekilleri aslında görev yapamadıkları o kürsüyü tamamen bırakıp, ANADOLU’ya dağılmaları, köy köy, kasaba kasaba, il il sizin orada neler yaptıklarınızı, ve yaptırmadıklarınızı anlatmaları lazım.
Demokrasi, çoğunluğun gücü değil, azınlıkların da, sesi olmayanların da sesini duyurma, hakkını teslim etmedir.
Dileriz ki, demokrasiyi herkes için algılar ve içselleştirirsiniz.
Esen kalın.
09.02.2012
Mümtaz TEMİZ
mumtaz.tem@hotmail.com


