SAYIN ERDOĞAN; “MEN DAKKA DUKKA!”
Sevgili Okurlarım, her gün gazetem için yazı yazmak üzere bilgisayarımın başına oturduğumda şöyle siyaset dışı, doğayla, havayla, suyla ilgili bir yazı yazayım istiyorum. Ama Sayın Başbakan öyle bir çıkış yaparak gündeme oturuyor ki, o konu ile ilgili yazmam adeta zorunlu hale geliyor.
Sayın Erdoğan bu gün yine parti grubunda esti gürledi.
Suriye’den İsrail’e.
CHP’den Türkiye’ye gelmek istemeyen yazar Paul Auster’e, “dindar gençlikten” 31 Mart olayına kadar birçok konuda esip gürledi.
Sayın Erdoğan’ın konuşmasının içeriği bir yana, konuşması sırasındaki ses tonu ve yüzündeki ifadeyi bir çocuk izlese emin olunuz yüreği patlar. Bu tarz, bu ifade biçimi bir ülkenin başbakanına yakışıyor mu Allah aşkına?
Gelelim konuşmasına:
Sayın Başbakan; siz Suriye ile neden bu kadar ilgilisiniz?
Suriye’deki çatışma sizi neden bu kadar ilgilendiriyor?
Siz daha birkaç ay önce Suriye’ye gittiğinizde “Kardeşim Esat” dediğiniz Beşar Esat şimdi ne oldu da sizin için böylesine düşman oluverdi?
Ama bakın biz sizin “Kardeşim Kaddafi” dediğiniz Libya liderine de;
Bir zamanlar aynı kardeşlik duygularını paylaştığınız Mısır liderine de;
Aynı duyguları Tunus liderine de beslediğinizi biliyoruz.
Ama Obama dostunuzun istekleri ağır basmış olmalı ki, “kardeşim” dediğiniz bu ülkelerinin liderlerine birden bire sırtınızı döndünüz.
Sadece sırtınızı dönmekle de kalmadınız, bu ülkelerin yönetimine karşı olan gruplarla kol kola girdiniz.
Kardeşim dediğiniz Suriye liderine şimdi kalkmışsınız kaşlarınızı gererek “Ey Beşar, men dakka dukka” (eden bulur) diyorsunuz.
Peki sayın Erdoğan, adama sormazlar mı, kaç yıl boyunca Irak’ı işgal eden, kesin olmayan rakamlara göre bir buçuk milyon insanı öldüren ABD’ye, orada yaşanan tecavüzlere, orada yaşanan vahşete “men Dakka dukka” dediniz mi?
Orada yaşanan dram, orada soy kırım yaşayan Türkmenlerin durumu sizi hiç ilgilendirdi mi?
Adama sormazlar mı, Libya’da Kaddafi sonrası durum daha mı güzel?
Mısır’da şu anki durum daha mı güzel?
Tunus’ta durum daha mı iyi?
Obama kardeşinizin girdiği, müdahale ettiği hangi ülkede durum iyiye gitmiştir?
Bizi bırakın, biz solcu, kendini bilmez yazar-çizer takımıyız. Allah aşkınıza şu sizin geleneksel tabanınıza sorun; hangisi, kim, kaç kişi ABD’nin dünyadaki ve Ortadoğu’daki uygulamalarından memnundur? Şu dindar kesime sorun. Cami cemaatına sorun, ABD’ye haklılık payesi veren bir tek kişi var mı?
Sayın Erdoğan; Irak, Tunus, Cezayir, Mısır derken sıranın İran ve Türkiye’ye geldiğini görmüyor musunuz?
Irak’ı parçalayan, Libya, Tunus ve Mısır’da kaos ortamı yaratan ABD’nin asıl hedefinin Türkiye ve İran olduğunu nasıl göremezsiniz?
Kendi komşularınıza yardım etmeniz gerekirken onları ABD hançeriyle vuruyorsunuz.
Aslında siz Suriye’ye gürlerken, Türkiye gündemini unutturuyorsunuz.
Soykırım yasasını çıkartan Fransa’ya gürleyip, iki gün sonra beş milyon adetlik ve 7,7 milyon Euro’luk e-pasaport (elektronik çipli pasaport) ihalesini Fransız Devlet Şirketine verdiğinizi gizlemektesiniz.
Suriye’ye gürlerken, “dindar gençlik yetiştirme” söyleminizin üstünü örtme gayretiniz gözden kaçmıyor.
Suriye’ye ve Paul Auster’e gürlerken, Türkiye’de kendi elinizle çürütmekte olduğunuz hukuk sisteminin, adaletsizliklerin, üstünü örtme gayretinizi görmekteyiz.
Bir gün gelecek birileri de size seslenecek: “Ey Erdoğan, men Dakka dukka!” (eden bulur).
Esen kalın.
07.02.2012
Mümtaz TEMİZ
