KAFA KURULTAYINA İHTİYAÇ VAR
Bayılıyorum şu atasözlerine. Arada bir günümüz koşullarına tezat oluşturanlar olsa da, genelde her biri bize müthiş dersler veren harika sözler.
Örneğin bunlardan birisi: “Yenilen pehlivan güreşe doymaz” atasözü. Bu söz CHP’de Deniz Baykal ve ekibi için söylenmiş sanki.
Kuşkusuz Deniz Baykal, Türk siyasi tarihinin renkli kişiliklerinden birisi. CHP içerisinde elbette ki önemli çalışmalar yapmış, partinin karizmatik liderlerinden birisi olarak tarihe geçmiş bir kişilik. Hazır cevaplılığı, konuşmalarındaki hitabet gücü ile liderlik vasfı yüksek olan bir siyasetçi.
Ne var ki, hem kendisi hem de beraber çalıştığı arkadaş çevresi Türkiye’de son yıllardaki sosyopolitik durumu doğru okuyamadılar. Baykal ve ekibi her seçim yenilgisine bir bahane bulmaya çalıştılar. Parti içerisinde kurmuş oldukları delege sistemi ile genel seçimlerdeki yenilgiye rağmen, partinin kurultaylarında her seferinde yeniden partinin yönetimine girmeyi başardılar.
Belki bu durum yine de devam edecekti. Eğer ki, o talihsiz kaset (!) olayı ortaya çıkmasaydı.
Şimdi Sayın Baykal’ın CHP Genel başkanlığına geldiği 1992 yılından Genel Başkanlıktan ayrıldığı 2010 yılına kadar yaşanmış seçimlere bir bakalım:
Seçim yılı aldığı oy yüzdesi
1995 10.70
1999 8.70
2002 19.38
2007 20.87
Baykal ve CHP merkez yönetiminin Türkiye karnesi işte bu. Bu arada partisi 8.70 oy yüzdesiyle bir dönem baraj altında da kalmıştır.
Ama ne hikmetse bu ekip her dönemde tutkalla yapışmış gibi yapıştılar partinin yönetim koltuklarına.
Şimdi aynı ekip, Türkiye’de her zamankinden daha duyarlı bir dönemde, daha sağlam zemin üzerinde ve daha sert bir muhalefet yapmanın gerekli olduğu bir zamanda yine düştüler ortalığa; “TÜ-ZÜK KU-RUL-TA-YI İS-TE-RÜÜÜÜÜK!”
Be kardeşim Cumhuriyetin temel değerleri yok ediliyor. Türkiye AKP eliyle bölünmenin eşiğine getirildi.
Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı’na bir kılıf bulunup kutlanmıyor.
Türkiye’de 19 Mayıs Törenleri kaldırılmak isteniyor.
Türkiye’de ilköğretim okulu öğrencilerine “HAC” projesi getiriliyor.
Genel başkanına fezleke düzenlenmiş.
Emekli Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmakla yargılanır olmuş.
Millet aç sefil.
Üretim bitirilmiş.
Eğitim paralılaştırılmış.
Sağlık paralılaştırılmış.
Hükümet bugünkü konumunu 1940 lı yıllar CHP’si ile, 70-80 yıl öncesiyle kıyaslıyor, cevap veren yok.
Halk susturulmuş.
Medya sindirilmiş.
Türkiye’nin tüm yer altı yerüstü mal varlıkları satılmış.
CHP, tam da gümbür gümbür alanlara çıkıp muhalefet yapması gereken bir zamanda “Önder Sav, Savcı Sayan, Kemal Anadol, Hakkı Süha Okay… gibi” yenilen güreşçi örneği birkaç kişi yüzünden bütün enerjisini tüzük kurultayına ayırsın öyle mi?
Türkiye’de yargı bitirilmiş, ERKLER ayrılığı yok edilmiş, Cumhuriyetin şekli biçimi ve yönetim merkezi tartışmaları başlatılmış. Türkiye hem içeriden hem dışarıdan kuşatma altına alınmış, ama sen bu ortamda alanlara çıkıp hükümeti topa tutman gerekirken kalkmışsın “Tüzük Kurultayı” için imza topluyorsun, kampanyalar açıyorsun.
Yeter be kardeşim. Yeter. Yıllarca iktidar olacak politikalar üretmediniz. Muhalefet yapmadınız. Partiyi bulgur kazanına çevirdiniz. Bari gidin oturun oturduğunuz yerde. Oturun da gören adam desin.
CHP de tüzükten çok kafaların değişmesi lazım.
Sen bir tabanına bak. Tabanını oku be kardeşim. Sosyal medyada, senin tabanında yer alan insanlar profil resmine bağımsızlık ve mücadelenin sembolü olmuş kişilerin resimlerini koymuş. Denizleri, Nazımları, Che Guevaraları sahiplenmiş. Biraz gör bu insanları. Atatürk’ün Milli Mücadele yılları resimleriyle süslemiş profilini bu insanlar. Biraz anla bunları.
Sana TÜZÜK değil, kafa kurultayı lazım be kardeşim kafa…
Esen kalın.
16.01.2012
Mümtaz TEMİZ
mumtaz.tem@hotmail.com
