Ata’mızın “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesinden vaz mı geçiyoruz? Şimdi ülkemize füzesavar sistemleri kurulacak. Biz NATO ülkesiyiz eyvallah, ama ABD’nin geliştirdiği ve ülkemize dayattığı politikalarla yeni düşmanlar kazanacağız. Ey halkım, ülkemiz parsel parsel bölünmek isteniyor ve ABD tarafından gizliden gizliye işgal ediliyor. Ne zaman uyanacağız ve tepki koyacağız? Ülke elden gittikten sonra mı?
Kurulacak bu füze kalkanlarının amacı, İran’ın orta doğuda nükleer tehdit olmasını ve İsrail’in tehdit edilmesini önlemekmiş. Ayrıca bizde komşularımızla sıfır sorun yaşayacakmışız. Yıllardan beri komşularımızla bir türlü sıcak ilişkiler sağlayacak proje üretememiş bir ülke olarak, füze kalkanlarına evet dememiz sıfır sorun yerine sorunlar yumağı yaratacaktır.
ABD’nin 2020 ve sonrası için “Geleceğin dünyasını kurma Projesi”nin ilk ayağı bu proje kalkanlarının ülkemize yerleştirilmesidir. Bu tamamen emperyalist bir oyunun parçasıdır. Ülkemizin rolünün ne olacağı kesinlikle belli değildir. Geçmişte yaşadıklarımız unutulmamalıdır. Görülüyor ki “1 Mart teskeresinin” acısını ABD unutmamıştır, halen daha bu hesaplar içerisinde ve rövanşı alma çabasındadır.
Dışişleri Bakanlığının açıklamalarına göre füze kalkanları, topraklarımıza kurulmayacakmış kalkanlar gemilere kurulup denizlerimizde konuşlandırılacakmış. Natoda bir aralık itibarımız zedelenmişti şimdi bu kalkanlara yol vererek itibar mı kazanmak niyetindeyiz. Bu emperyalist atılımlar nereye kadar sürecek, yoksa ufkumuzu daraltan bu politikalara alet edilerek ekonomik sömürge haline getirilmek mi isteniyoruz?
NATO zirvesinde başbakanımızın “İran Türkiye ve NATO için tehdit değildir” demesine rağmen, füze kalkanlarını kabul etmesi yalnızca, Türkiye’nin diplomatik önore edilmesi için midir acaba? Yarın bu gemilerden bir füzesavar füzesi havalandığında, düğmeye basıldığında itibarımız ne olacak, hiç düşündük mü? Aslında baba Bush zamanından beri hep tehlike olduğu söylenen İran ciddi bir nükleer tehditse, İsrail değil mi? İsrail’in nükleer silahlanmasını görmezden gelmek ABD emperyalizmine ve Siyonizm’e hizmet etmek değil de nedir.
Peki, bu gelişmeler karşısında İran ne diyecek; İran demez mi bana açıkça saldırı var, İsrail ve ABD ile işbirliği içindeki ülkeler düşmanımdır. Bunca sıkıntımız varken İran ile karşı karşıya gelmenin ne gereği var. İran ile bölgesel terörizme karşı ortak tavır ve olumlu ilişkiler kurmuşken ilişkilerimizin bu vesileyle bozulacağını da hesaba katmalıyız.
ABD’nin baskıları neticesinde kabullenilen bu proje Türkiye’yi bölgesel ve Küresel güç olmaktan çıkaracaktır. İslam dünyası liderliği hayali peşinde olan başbakanımız bu meseleyi bir kez daha düşünmek zorundadır. Eksen kaymasına uğratılarak, çağdaşlaşmanın modernleşmenin öncüsü olan ana muhalefet ise Ortadoğulaşmaya hizmet eden bir çizgiye doğru ilerliyor. Oysaki ana muhalefete bu konuda büyük görevler düşmektedir.
Bizden uyarması…
30.11.2010


