Yılbaşı yaklaşıyor ya dünyanın her tarafında bir Noel Baba furyası başladı.
Noel Baba, efsaneye göre Türkiye’nin Antalya ilinde yaşamış, özellikle Noel gecesi (yılbaşı akşamı) mahalle aralarında dolaşarak çocukları sevindirmek amacıyla onların seveceği birçok hediyeyi çocuklara dağıtan, onları eğlendiren uzun saçlı, uzun sakallı, tonton ve hayırsever bir kişidir.
Noel Baba Ren Geyiklerinin çektiği kızağıyla çocuklara çeşitli hediyeler getirirken, çocuklar da Noel Baba’ya ve geyiklerine çeşitli yiyecekler ikram ederler.
Yani NOEL’de karşılıklı bir özveri ve paylaşma vardır. Sevgi ve dostluk vardır. İyi niyet vardır.
Günümüzde ise Amerika ve Avrupa’nın kapitalist vampirleri her yılbaşında yüzlerce Noel Baba’yı çeşitli araçlarla ve çeşitli kılıklarla toplum içerisine salıp, daha pahalı oyuncakları çocuklara dağıtsalar da, artık kimseyi ve özellikle az gelişmiş ülkelerde göz çukurlarına korku sinmiş yoksul çocukları sevindirmeye yetmemektedir.
Irak’ta yanı başında babası kurşunlanan, gözleri önünde annesine tecavüz edilen çocuk, o Noel Baba’nın NEO-LİBERAL baba olduğunu anlamaya başladı artık.
Peki nedir gerçekten Neo-Liberal ekonomi? Pek çoğumuz bu kavramı kullanıyoruz, ama anlamını ve sözcüğün içeriğini ne kadar biliyoruz?
Neo-Liberalizm; Emperyalizmin 70'li yıllardan itibaren içine girdiği krizden çıkış yolu olarak belirlediği ve 80'lerde temelleri atılmakla birlikte esas olarak 90'ların başında yaygın uygulama şartlarına sahip olduğu yeni sömürü modelinin adıdır. Geçmişin liberal ekonomi modelinden esinlenerek tanımlanan bu politikalar, teorik kuruluşu bakımından daha eskilere gitse de yaygın biçimde ABD'li iktisatçı Milton Friedman'a bağlanır.
Gerçekten de, M. Friedman'a Nobel Ekonomi Ödülü'nün verildiği yıllar aynı zamanda sermayenin dizginsiz saldırılarının ekonomik ve toplumsal bedelinin halklara ödetildiği bir dönem olmuştur.
Emperyalizmin özellikle askerileştirilmiş ekonomi ve ithal-ikameci yeni-sömürgecilik çerçevesinde yoğunlaştığı III. Bunalım Dönemi'nin belli bir aşamasında gelişen tıkanma, kapitalist dünyayı yeni arayışlara yöneltmiş, eski Keynesci "refah toplumu" ve "sosyal devlet" demagojisine bulaşmış politikalar, terkedilmeye başlanmıştır.
Neoliberalizm, ekonominin devletişlerinden ayrılmasını ve piyasayı tamamen özel teşebbüsün yönetmesi gerekliliğini savunan bir düşünce akımıdır.
Rekabetin piyasayı yönetmesi gerektiğini söyler. Dengelenmiş bütçeyi, serbest piyasa kapitalizmini ve serbest ticareti savunur. Devletin sadece herhangi bir kriz anında acil ve keskin müdahaleler yapmasını, bunun dışında piyasadan tamamen çekilmesini savunur. Kişisel hürriyeti pozitif şekilde tanımlar ve sosyal reform için kanunların kullanımına karşı çıkar.
Buradan anlayacağınız; kişisel haklar, toplumsal değerler, toplumun refahı ve sosyal devlet olgusu Neo Liberal ekonomi için hiçbir şey ifade etmez. Her şey bir avuç sermaye sahibinin yatırım yapması, kazancını katlayarak büyütmesi içindir. Bunun için gerekirse devlet çok keskin müdahaleler de yaparak, sermayenin tıkandığı her durumda yükü (ne yazık ki bu çarkın içerisinde hiç olmayan, ya da bu çark içerisinde sadece tüketici bir figüran olan) yoksul halkın sırtına yükler.
İşte bizim de özellikle Özal’la birlikte başlayan ve Tayyip Erdoğan’la zirve yapan ekonomi modelimiz budur. Dikkat ediniz, bu dönemlerde DEVLETÇİLİK anlayışı (tukaka) olarak gösterilmektedir. Sayın Erdoğan, daha yakın bir zamanda kendisine soru soran bir gazeteciye, “hala devletçilik var mı ya?” diye, azarlarcasına çıkışmıştır.
Toparlayacak olursak, bizdeki Neo-Liberal baba, bu ülkenin gelmişini, geçmişini, kurulu fabrikasını, fabrikalar için gerekli yer altı ve yerüstü tüm zenginliklerini (madenlerini), havasını (kyoto anlaşmasına göre), suyunu (HES’LERE), ormanını, merasını, hasılı her şeyini satmıştır ve satmaya devam etmektedir. Devlet bunun için gerektiğinde radikal kararlar almaktadır. Bakınız muhalefet nasıl susturulmaktadır, muhalefet eden gençlere neler yapılmaktadır, gazeteci ve yazarlar nerededir? Düşünecek olursanız sebebini anlarsınız.
Bilmem artık, Noel Baba ile Neo-Liberal babayı anlatabildim mi?
