Bu köşenin okuyucuları özellikle AKP hükümeti döneminde tavan yapan özelleştirmeleri, AKP hükümetinin daha önceki Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri döneminde yapılmış olan ne kadar KAMU işletmesi varsa hepsini haraç mezat satmasına dönük eleştirilerimi bilirler.
Siz buna AKP= özelleştirme de diyebilirsiniz.
Özelleştirmelerin arkasında yatan ana düşünce ne idi, “devlet işletmeleri hantal çalışıyor, kendini yenileyemiyor, gereğinden çok işçi çalıştırılıyor ve o nedenle de zarar ediyor.”
Peki, özelleştirmesi ve satışı yapılan işletmelere baktığımızda gerçek böyle mi?
Hayır.
Özelleştirilen işletmeler bu ülkenin en çok kazanç sağlayan, altın yumurtlayan kuruluşları idi. Telekom, Tüpraş, Sümer, Seka, Et balık (kombinalar), Limanlar vb. hepsi bu ülkenin en çok kazandıran kuruluşları idi. Hadi diyelim ki yine de sattınız. Bu satış gerçekten değerine uygun bir satış oldu mu? Nerdeeee … Bir yıllık kazancı fiyatına yandaşlara peşkeş çekildi.
Bu ülkeyi dokuz yıldır yöneten AKP, ülke ekonomisinin büyüdüğünü bağıradursun, önceki gün Avrupa Birliği ülkeleri ve birliğe üyelik başvurusu yapmış ülkeler arasında yapılan sıralamada, alım gücü en yüksek ülke olarak 37 ülke içerisinde birinci sırayı LÜKSEMBURG alırken Türkiye 30. sırada yer aldı. Sırbistan, Bosna Hersek gibi ülkeler bile Türkiye’nin önünde bulunuyor.
Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe görüşmeleri sırasında CHP Burdur milletvekili R. Kerim Özkan, hükümetin Tarım ve Hayvancılık politikalarını topa tuttu.
Özkan; “Şap ve Kuduzdan Hayvan Pazarları kapatılıyor; Hükümet Seyirci! Romanov Koyunları, Angus Sığırları Ülkeyi İşgal Etmiş; Hükümet seyirci! Türkiye, tarım ve hayvancılık açısından dünyanın kendi kendisine yetebilecek ender birkaç ülkesinden birisi iken bugün tarım ürünleri ithal eden bir ülke konumuna geldik” dedi.
Evet Türkiye’nin geldiği bu zavallı durum aslında her şeyin adeta öç alırcasına, satılmasının bir sonucudur.
Toplum bütün alanlarda üretimden çıkartılmış. Bütünüyle tüketici konumuna getirilmiş durumda.
Avrupa Birlik olmuş, Türkiye ise Pazar.
Böyle bir ülke kalkınabilir mi?
Böyle bir ülkenin büyümesinden söz edilebilir mi?
Peki, nasıl oluyor da böyle bir hükümet hala bu ülkede yüzde elli oy alarak iktidarda kalabiliyor?
Nedeni gayet açık: Çünkü bu ülkede halk doğru bilgilendirilmiyor (medya tek yanlı). Doğru bilgilendirilmeyince, tercihini de doğru yapamıyor. Tercih doğru yapılmayınca da demokrasi doğru işlemiyor.
Yani, doğru bilgi+doğru tercih= Doğru demokrasi oluşturulamıyor.
Bütün bunların hazırlayıcısı da maalesef, vicdanların satılması, vicdanların da özelleştirme kapsamında birilerine peşkeş çekilmiş olmasıdır.


