Bir ilçe varmış İstanbul’un bir yerlerinde. Bu ilçenin de saygılımı saygılı bir siyasi parti ilçe sekreteri varmış. Her söze başladığında bir kelam da ben edebilir miyim dermiş. Maaşallah, görülüyor ki bu ilçe sekreterinin gözü gibi dili de açılmış. Bir değil birkaç kelam edebilmeyi becerebilmiş. Hani bir şarkıcı vardı ya; klibinde hedefsiz ve amaçsız bir yerlere koşuyordu. Ama güzel de şarkı söylüyordu. Bu ilçenin sayın ilçe sekreteri de bir yerlere koşuyor, bu şarkıcı gibi. Nereye koşturduğu belli olmadan.
Bu sayın ilçe sekreteri, bir yerel gazeteye ilk defa bir demeç vermiş. Demecinde siyasi terbiyeden bahsetmiş. Bu siyasi parti ilçe sekreterinin ve onun gibi siyaset yapanların siyasi terbiyesini sevsinler. Bu ilçe sekreteri tüzük gereği, öncelikle yapılması gereken örgüt toplantılarını yapsın da cümle alem görsün. Sayın ilçe sekreteri ve ağabeylerinin siyasi olan ve siyasi olmayan terbiyeleri örgüt önünde analiz edilsin, gerçekler ortaya dökülsün. Kimin siyasi terbiyesi var kimin yok herkes öğrensin. Sayın ilçe sekreteri, bir sekreter mensubu olduğu siyasi partinin ilke ve programını iyice öğrenmeli. Sonradan kelam etmeli.
Emek ve sınıf siyaseti yapan, ezilenin yanında yer alan, ilkeli, Kemalist, devrimci ve yurtseverlerden oluşan bir siyasi partinin örgütüne ilçe sekreterinin, her kelam edişinde ilçe teşkilatı, ilçe teşkilatı demek hiç mi hiç yakışmıyormuş. Bu ilçede ilçe sekreteri olan zatı muhterem çok eğitimli ve tahsilliymiş. İstifa edenle metazori istifa ettirilen ayrımını yapamıyorsa, bu ilim nice ilimdir. İlim önce kendini bilmektir.
Bir ilçe varmış İstanbul’da, çok uzak olmayan bir yerlerde. Bir kelam, Mir kelam örgüt emekçilerinden sayın ilçe sekreterine bolca selam…
01.11.2010


