DİN ULEMASI BAŞKAN GÖKSU, DİN DEĞİL, SİYASET KONUŞUYOR
Esenler Belediye başkanı sıfatıyla konuşması gereken bir isim, adeta siyasi bir hatip değil, ideolojik bir vaiz gibi kürsüden toplumu ayrıştıran sözler sarf etti. Üstelik bunu yaparken, modern bir cumhuriyetin yöneticisi gibi değil, İskilipli Atıf zihniyetini hatırlatan, çağ dışı ve kutuplaştırıcı bir üslupla konuştu.
Bu ülkenin bir belediye başkanının görevi insanları “bizden olanlar” ve “olmayanlar” diye ayırmak değildir. Görevi, herkesin belediye başkanı olmaktır. İnananın da, inanmayanın da, dindarın da, sekülerin de.
Ancak görünen o ki bazı siyasetçiler için koltuk, hizmet makamı değil, ideolojik propaganda kürsüsüdür.
Laiklik Düşmanlığı Üzerinden Siyaset: Ucuz ve Tehlikeli Bir Yöntem
Laikliği savunan kesimleri “Haçlı zihniyeti” ile kıyaslamak, siyasi bir acziyetin ve entelektüel iflasın açık göstergesidir. Çünkü laiklik, bu ülkenin ortak yaşam sözleşmesidir. Laiklik; kimsenin inancına karışılmaması, kimsenin inancı nedeniyle baskı görmemesidir.
Laiklik, din düşmanlığı değildir.
Tam tersine laiklik, dinin siyasetçilerin kirli ellerinden korunmasıdır.
Bugün laikliği hedef alanlar, dini korumuyor; dini, siyasi çıkarlarına alet ediyor. İnançları samimiyetle yaşayan insanların değerlerini, siyasi oy devşirme malzemesine dönüştürüyor.
Bu, dine yapılabilecek en büyük saygısızlıktır.
Bu Ülkenin Hafızası Var
Bu ülkenin insanları hafızasız değildir. Kimsenin ibadet ettiği için sistematik olarak cezalandırıldığı bir düzen olmadı. Ama insanların yaşam tarzı üzerinden hedef gösterildiği, farklı düşünenlerin düşman ilan edildiği çok oldu.
Toplumu sürekli bir düşman varmış gibi diri tutmaya çalışmak, korku siyaseti üretmektir. Çünkü korku, başarısız siyasetin en kolay sığınağıdır.
Hizmet üretemeyenler, kutuplaşma üretir. Çözüm üretemeyenler, düşman üretir.
Bu Dil, Birleştirmez; Parçalar
“Bu toprakların çocukları değil misiniz?” diyerek insanları sorgulamak, bir belediye başkanının ağzından çıkmaması gereken sözlerdir. Bu, devlet adamlığı değil; ayrıştırıcı ve tehlikeli bir siyasi dildir.
Devlet yöneticisi toplumun bir kesimini diğerine karşı konumlandıramaz.
Devlet yöneticisi herkesi kapsar. Devlet yöneticisi, vatandaşının inancını sorgulamaz. Çünkü devlet, bir grubun değil, herkesindir.
Çağ Dışı Zihniyetin Son Çırpınışları
Bugün dini siyasete alet eden anlayış, aslında kendi siyasi tükenmişliğini gizlemeye çalışmaktadır. Çünkü toplum artık bu eski ve yıpranmış dili görüyor. İnsanlar artık ayrıştırıcı sloganlarla değil, gerçek hizmetle ilgileniyor.
Bu ülkenin geleceği, insanları inancı üzerinden ayrıştıranların değil; hukuku, eşitliği ve ortak yaşamı savunanların omuzlarında yükselecektir.
Din, siyasetçilerin elinde bir propaganda malzemesi değildir. Din, insanların vicdanıdır.
Ve vicdan, siyasi kürsülerden yükselen ayrıştırıcı sloganlarla değil; adaletle, eşitlikle ve samimiyetle korunur.
