Kızılay’ın 19 yöneticisi hakkında yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Dosya kapandı, sorumlular korunmuş oldu, kamu vicdanı ise bir kez daha yerle bir edildi.
Vatandaş, soğukta donmasınlar diye, yağmurdan korunabilsinler diye aşından keserek bağış yaptı. O bağışlarla alınan çadırlar ise ticaret malına dönüştürüldü. Parası kasaya değil, sisteme aktı. Ama bu düzende hesap sorulmadı. Çünkü bu ülkede adalet artık güçlüye işlemiyor.
YOKSULA COP, YETKİLİYE KALKAN
Aç olduğu için bakkaldan bir paket bisküvi alan vatandaş gözaltına alınırken,
fırından bir ekmek çalan insana kelepçe takılırken,
çadır satanlara dokunulmadı.
Bu tablo artık bir “adaletsizlik” değil, doğrudan hukuk düzeninin çöküşüdür.
Bir tarafta açlık suç sayılıyor, diğer tarafta yardım malı satmak cezasız kalıyor.
SAVCILIK İFADEYE BİLE GEREK GÖRMEDİ
Soruşturma dosyası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelilerin ifadesine bile başvurulmadan kapatıldı.
Dosyada, dönemin Kızılay Başkanı Kerem Kınık ile mevcut başkan Fatma Meriç Yılmaz dahil olmak üzere 19 yönetici “şüpheli” sıfatıyla yer aldı.
Dosya aylarca:
arasında gezdirildi. Yetki tartışmalarıyla süründürülen dosya, sonunda tek bir sorgu yapılmadan kapatıldı.
DEPREMZEDE BEKLEDİ, SİSTEM AKLADI
Depremin dondurucu soğuğunda halk yardım beklerken,
Kızılay çadır sattı,
Yargı sustu,
Devlet görmedi,
Sistem akladı.
Bu karar sadece bir “takipsizlik” değil;
bu karar, adaletin iflas ilanıdır.
Bu ülkede artık soru şu değil:
Kim suçlu? Gerçek soru şudur: Kim dokunulmaz?