Ancak ortaya çıkan tablo, AKP iktidarının milyonlarca emekli ve çalışanın yaşadığı geçim krizini yine görmezden geldiğini açıkça ortaya koydu.
Hayat pahalılığı durdurulamazken, iktidarın açıkladığı zam oranları geçim derdine çare olmak bir yana, emekliyle ve çalışanla alay eder nitelikte kaldı. Açıklanan bu artış, kamu emekçileri ve emekliler açısından “sefalet zammı” olarak emek tarihine bir utanç belgesi olarak geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2025 yılının ikinci yarısında 6 aylık enflasyon yüzde 12,18 olarak gerçekleşti. Aralık ayı enflasyonu ise yüzde 0,89 olarak açıklandı. Bu rakamlar doğrultusunda SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına yapılacak 6 aylık zam oranı yüzde 12,19’da bırakıldı.
Bu sözde artışla birlikte 16 bin 881 TL olan en düşük emekli maaşı yalnızca 18 bin 938 TL’ye yükseldi. Ancak bu rakam, artan kira bedelleri, fahiş gıda fiyatları, kabaran faturalar ve sağlık harcamaları karşısında emeklilerin nefes almasına bile yetmiyor. Emeklinin alım gücü her ay biraz daha eriyor, yoksulluk kalıcı hale getiriliyor.
Gerçek tabloyu ise TÜİK değil, Türk-İş’in geçtiğimiz hafta açıkladığı Aralık 2025 Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması gözler önüne serdi. Buna göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken asgari gıda harcaması, yani açlık sınırı 30 bin 143 TL’ye yükseldi. Barınma, ulaşım, elektrik, su, doğalgaz, eğitim ve sağlık gibi zorunlu giderler eklendiğinde yoksulluk sınırı 98 bin 188 TL’ye dayandı.
Bu veriler, en düşük emekli maaşının açlık sınırının bile çok altında kaldığını açıkça ortaya koyarken, iktidarın yıllardır tekrarladığı “enflasyona ezdirmiyoruz” söyleminin toplumda hiçbir karşılığı kalmadığını bir kez daha gösterdi. Milyonlarca emekli ve çalışan, açıklanan zam oranlarını açıkça “yoksulluğun resmileştirilmesi” olarak değerlendiriyor.
Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı, halkın aklıyla dalga geçer gibi rakamlar açıklamaya devam edebilir. Ancak mutfaktaki yangın her evde hissediliyor, geçim sıkıntısı artık gizlenemiyor. Emekliler ve çalışanlar sabrın son noktasında.
Ve unutulmamalıdır:
O sandık mutlaka gelecek.