Menü 7-24 Esenler Haber
Tarih: 15.03.2026 13:26
SOLUN YENİLGİLERİ, GENELLİKLE İÇ ÇEKİŞMELERDEN KAYNAKLANIR!

SOLUN YENİLGİLERİ, GENELLİKLE İÇ ÇEKİŞMELERDEN KAYNAKLANIR!

Facebook Twitter Linked-in

O günden bu güne 42 yıl geçti tekrar bir yenilgi yaşadık.

Yenilgiyi biraz eşeleyince gördük ki, altında yine koltuk çekişmesi çıkıyor. Zaten uzun yıllardır tüm demokratik kuruluşlar da, odalar da, STK'lar da öne çıkan: Bürokrasi, katılımcılık karşıtlığı, demokratik olmayan yollarla yönetimleri belirleme, dayanışma ve birlikte hareket yerine, kişisellik eklenice seçim kayıbı kaçınılmaz oldu. 

Ülkede demokrasi işleseydi, seçimlerin kaybı sorun yaratmazdı. Ancak ülkemizde demokrasi olmadığı için, koltuğu ele geçirenler kıyıma başlıyor. İMO'nun 14 Şubat'ta başlayan genel kurulunda AKP yanlısı grubun başkan adayı, "birlikten, bütünlükten, demokrasiden" bahsederken, 24 saat sora oylama sonuçları açıklanır açıklanmaz, radikal dinci sloganları atmaları, yüzlerini bir kez daha gösterdi. 

Bizde odamızı kendi ellerimizle ikram edince yönetime gelen AKP yanlısı grubun ilk icraatı; oda çalışanlarına mobing uygulamak, genel sekreterin odasını değiştirmek, genç yaşta anti emperyalist, devrimci olmasının karşılığını yıllarca hapis olarak gören, Nato'nun, ABD'nin 6.'ıncı Filo askerlerini denize döken 68 kuşağının öncü kadrolarından İnş.Müh. Harun Karadeniz'in adının konferans salonumuzda silmek oldu. Ama bunlar anti emperyalist, biz dış güçlerin maşası olarak yaftalanıyoruz.

Peki, bunlar odalarda yaşanırken, siyasi partiler de durum nedir?

Emperyaist güçler, otoriter ya da totaliter rejimler, işe başlarken karşısındaki güçleri doğrudan karşılarına almadan önce çekişmeleri körüklerler ya da kendilerine bağlı aparat ülkeleri kullanırlar.

Ülkemizde ya da Dünya'da olanlar adeta gözlerimize sokularak yapılırken, biz 2 yılı aşan bir süredir kendi içimizle meşguluz. Hatırlayın, 1994 yerel seçimlerini, SHP, DSP, CHP, birbirini yiyerek, bugünkü iktidarın yolunu açmıştılar.

Dikkat edersek, radikal sağ ve muhafazakarlar bir stratejiyle ilerliyorlar. Bakanları dolarlarla, saatlerle yakalanıyor yargılanan yok. Bakanları eşlerinin şirketlerinden mal alıyor, bir yürekli Savcı çıkamıyor. Belediye başkanları mental yorgunluğu kılıfıyla görevden alınıyor. Bu usulle görevden alınanları biri dışındakilerin hepsi eski alışkanlıklarını devam ediyorlar. Neredeyse tüm büyük işler adrese teslim ihaleyle sonuçlanıyor, haklarında bir tek işlem yok. Okulları ÇEDES ile medreselere çevirdiler, kaymakam arapça istiklal marşı kitapçığını öğrencilere dağıtıyor, emekliler 20 bin liraya mahkum, hapishanelerde adi suçlular, çeteler sürekli boşaltılmasına rağmen, tıklım tıklım. Kadınlar, sürekli öldürülüyor, okullarda akran şiddeti kol geziyor, uyuşturucu orta okul seviyesine indi, Boğaziçi Üniversitesi bilim yuvası olmaktan çıkarıldı, ama bunları yapanlara karşı, neredeyse 2 yıldır, biz kendimizi savunuyoruz.

Sonuç, ister demokratik kuruluşlar, ister odalar, ister siyasi partiler olsun, tümü:

● Bürokrasiyi, Aristokrasiyi geliştiriyorsa sonuç halktan uzaklaşmaktır. 

● Katılımcı, saydam, eşitlikçi, demokratik işleyişe sahip değilse sonuç hüsrandır.

● Faşizm, kökten dincilik tanımlarından sonra, birleşik bir demokratik zemin oluşturulamıyorsa hastalığın adı koltuk kavgasıdır, Nepotizmdir.

● Çareyi kendimizden, ideolojimizden, demokratik güçlerin birlikteliğinden aramıyoruz, AKP'nın sarnıçlarından arıyoruz.

Gelinen durum çok açık. Halk bizi uyarıyor: "Ya doğruları görün ve kendinizi düzeltin ya da biz sizi tarihin erinliklerinden bırakırız" şeklindedir.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —