Merkez Camii'nde teravih namazında saf tutan Hasan Dalkıran, ardından Anadolu Sokağı'na geçti. O andan itibaren Esenler'de sıradan bir akşam değil, adeta siyasi bir gövde gösterisi yaşandı. Vatandaşlar sevgi çemberi oluşturdu, dernek stantları sıraya girdi, 7'den 70'e herkesle kucaklaştı. Rakip partilerin ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri ve STK temsilcileri uzatılan eli sımsıkı kavradı. Ramazan ayının ruhuna uygun bir tablo vardı.
Ancak asıl mesele meydandaki coşku değil, o coşkuya tahammül edemeyenlerdi. Dalkıran'ın emeği ile meclis üyesi seçilenlerin köşelere kaçmasıydı.
CHP Esenler'de Küçük Hesaplar, Büyük Hazımsızlık
Esenler'de CHP'nin tarihinde en yüksek oy oranını yakalayan, belediye meclis üye sayısını 3'ten 12'ye çıkaran bir isimden söz ediyoruz. Bu başarı tesadüf değil, sahada verilen emeğin sonucudur.
Fakat ne hikmetse, tam da bu emeğin sahibi olan Dalkıran'ın Anadolu Sokağı'ndaki karşılığı bazı çevreleri özellikle CHP'nin cemaat ve tarikatlaşmış kliklerini fazlasıyla rahatsız etti.
Başta CHP Esenler İlçe Başkanı Kemal Şahin olmak üzere, parti içinde klikleşmiş, kastlaşmış ve taraf olmuş bir grup; o gece adeta siyasi bir hazımsızlık nöbeti geçirdi. Yıllarca seçim dönemlerinde ortada görünmeyen, sahada olmayan, ama masa başında ahkâm kesen bazı "CHP'li görünümlü" isimler, halkın gösterdiği teveccühü hazmedemediler.
Sorulması gereken soru şu:
Halkın bağrına bastığı bir isme selam vermemek, el uzatmamak hangi siyasi kültüre sığar?
Parti İçi Feodalite mi, Değişim Korkusu mu?
CHP Esenler'de yıllardır konuşulan ama açıkça dile getirilmeyen bir gerçek var: Küçük bir grubun partiyi kendi mülkü gibi görmesi.
Seçim zamanı çekirdek çıtlatıp, meydanlarda görünmeyen; ancak koltuk söz konusu olduğunda ilk sıraya koşan bu anlayış, partiyi büyütmek yerine dar bir çevrenin çıkarlarını korumayı tercih ediyor. Mezhepsel aidiyetler üzerinden siyaset kurgulayan, parti içi dayanışma yerine hizipçiliği besleyen bu zihniyet, Esenler'de CHP'nin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Dalkıran'ın o gece gördüğü ilgi; aslında halkın parti içi dar hesaplara değil, sahici siyaset yapanlara değer verdiğinin göstergesiydi.
Halkın Siyaseti mi, Kliklerin Siyaseti mi?
Anadolu Sokağı'nda trafik karıştı ama asıl karışıklık bazı zihinlerdeydi. Çünkü orada görülen tablo şuydu: Halk, sahada olanı sahipleniyor.
Dalkıran stantlarda açıkça konuştu:
"Başladığım işi yarım bırakmam. Sizin desteğinizle Esenleri kazanacağız, CHP'nin oyunu %35'lere taşıdık. Bu kez Esenler'e CHP'nin bayrağını birlikte dikeceğiz. Bu ucube yapılanmayı birlikte değiştireceğiz, birlikte yöneteceğiz."
Bu sözler meydanda alkış alırken, parti içindeki bazı isimlerin yüzünün asılması manidardı. Çünkü mesele Esenler'i kazanmak değil; kimin kazanacağıydı.
Asıl Muhalefet Dışarıya mı, İçeriye mi?
CHP Esenler'de artık şu gerçek netleşiyor:
Partinin önündeki en büyük engel iktidar değil, kendi içindeki hizipçilik.
Kemal Şahin ve çevresindeki dar klikler şunu iyi anlamalı: Halkın sevgisini küçümseyen, sahada alın teri dökenleri görmezden gelen bir anlayışın Esenler'de karşılığı yoktur. Parti içi kibir, dışarıdaki seçmeni asla ikna etmez.
Esenler'de o gece bir rüzgâr esti. Bu rüzgâr sadece Anadolu Sokağı'nı değil, CHP içindeki statükoyu da sarstı.
Sorun şu ki; bazıları değişim rüzgârını hissetmek yerine pencereyi kapatmayı tercih ediyor.







